Coğrafya Bilim

"Türkiye'nin En Büyük Akademik Coğrafya Sitesi"

Coğrafya Yıllık Dönem Ödevleri

Posted by Geography Teacher, Özcan Ocak 1, 2017


         Sevgili coğrafya sevenler ve kıymetli öğrenciler, yukarıdaki başlığı okuduğunuzda aşağıda maddeler halinde bulunan klasik yıllık dönem ödevlerini bulabileceğinizi umabilirsiniz. Şimdiden uyarayım ki aşağıda yer alan yıllık dönem ödevleri bu şekilde değildir. Şimdiden siteden ayrılabilir ve farklı sitelere göz atabilirsiniz. Fakat benim bu sayfada hem aktif öğrenme, hem öğrendiğini kalıcı olmasını sağlama hemde öğrendiğini hayata uygulama adına, öğrencilere verilebilecek olan yıllık dönem ödevlerinde değişikliklerde bulundum. Bu değişiklik belirli kalıba girmiş olan yıllık dönem ödevlerinin, her sene öğrenciler tarafından emek vermeden, zaman tüketmeden, beyinleri aktif etmeden sağdan soldan bulmuş olduğu yıllık dönem ödevlerinin ödev olarak kabul görmesiden ileri gelmektedir. Sadece prosedür yerine gelsin öğretmen ödev versin öğrenci bir şeylerin çıktısını alsın gelsin üzerine kurulu bir sistemin doğru olmadığını düşündüğümden dolayı bu başlığı açmayı uygun gördüm. Yazıyı daha fazla uzatmadan öğrencilerin yapabileceği yılsonu dönem ödevi örneklerine geçelim;

Sizde bu düşünceler doğrultusunda bizlere ödev konuları sunabilirsiniz. Yorum veya iletişim kısmını deneyiniz.

1-Çevremizin iklimini bir yıl boyunca incelemeni istiyorum. Özellikle günlük hava durumunu takip etmeni ve bu hava durumunu haftalık ve aylık olarak arşivlemeni bekliyorum. Bununla birlikte hava durumunu aylık etkilerine bağlı olarak çevrende değişen beşeri faktörleri inceliyeceksin. (ısınma,giyim,yeme-içme,spor…vb) Değişimin nedeni, alınan tedbirleri gözlemleyeceksin. Yılsonuna gelindiğinde yapmış olduğun gözlem ve araştırmalardan ne anladığın ve öğrendiğini bizlere anlatacaksın. Bizim için bu zorlu görevi aldığın için şimdiden arkadaşların ve kendi adıma teşekkür ederim.

2-

Yazı devam etmektedir….

Reklamlar

Posted in Beşeri Coğrafya, Fiziki Coğrafya | Etiketler: , , , , | Leave a Comment »

Türkiye’de Baraj ve Göllerden Faydalanma

Posted by Geography Teacher, Özcan Ocak 1, 2017


Türkiye bulunduğu coğrafya itibari ile çevresinde bulunan bir çok ülkeden zengin su kaynaklarına sahiptir. Özellikle etkisi altında bulunduğu basınç merkezleri ve bunları oluşturmuş olduğu çeşitli iklimler, bu faktörleri destekleyen yerşekilleri ve özel konumu sahip olduğu su kaynaklarını desteklemekte ve zenginlik katmaktadır.

Türkiye’nin çeşitli iklim özelliklerine sahip olduğu gibi aynı zamanda çeşitli topografik yapılara da sahip olması barındırmış olduğu göl ve barajlarının ülke genelinde dağılımını etkilemiştir. Bu özelliğini örneklerle açıklarsak; Güneydoğu bölgesinin hem iklim hemde yerşekillerinden dolayı doğal göl oluşumu yok denecek kadar azdır. Karadeniz bölgesinde denizden hemen sonra yükselen, denize paralel olan dağlar ise, denizden gelen nemli havanın hızlı yükselmesini ve yağış oluşmasını sağlarken, dağların yüksekliğine bağlı olarakta birbirine paralel dereler halinde hızla akmasına neden olmaktadır. Birbaşka örnek olarak; Doğuanadolu Bölgesinin yükseltisinin fazla olması ve engebelerle dolu olması bu alanda devasal barajların yapılmasına olanak sağlamaktadır.

Türkiye’de hazır durumda ve faaliyet gösteren 504 tane baraj bulunmaktadır. Bu yapay göletlerin 203 tanesi büyük baraj kategorisinde yer alırken 301 tanesi küçük baraj veya diğer bir isim ile gölet durumundadır.

Türkiye’de Bölgelere Göre Barajlar Sayıları

  • Akdeniz Bölgesi’ndeki baraj sayısı :40
  • Ege Bölgesi’ndeki baraj sayısı: 48
  • Doğu Anadolu Bölgesi’ndeki baraj sayısı : 37
  • Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki baraj sayısı :15
  • İç Anadolu Bölgesi’ndeki baraj sayısı :75
  • Marmara Bölgesi’ndeki baraj sayısı :50
  • Karadeniz Bölgesi’ndeki baraj sayısı :54

Yukarıdaki tablo incelendiğinde en şaşırtıcı sonuç kurak iklime sahip olan İç Anadolu Bölgesi’nin baraj sayısının fazla olmasıdır. Aslında sayılaran daha çok yararlanma ve baraj büyüklüklerine  göre değerlendirecek olursak daha sağlıklı sonuçlar elde etmiş oluruz. Çünkü İç Anadolu Bölgesinde yer alan göllerin büyük bir kısmı küçük baraj durumundadır. Hatta bazı kurak zamanlarda su seviyesi o kadar düşük olan barajlar vardır ki bu barajlardan zaman diliminde faydalanmak mümkün olmamaktadır.

Tabloda bizi şaşırtan diğer bir bilgi ise göller ile dolu bildiğimiz Doğu Anadolu Bölgesi’nin 37 baraja sahip olmasıdır. İstatistik olarak en az baraja sahip olan Güneydoğu Bölgesi’nden sonra ikinci bölgemizdir. Bunun nedeni ise İç Anadolu Bölgesi’nde açıkladığımız nedenin tam tersi durumdur. Yani Doğu Anadolu Bölgesi’de bulunan barajların büyük barajlar olaması ve Türkiye için en büyük faydayı sağlayan barajların burada yer almasıdır. Özellikle Dünya’nın en büyük 6. barajı olan Atatürk Barajı’nı barındırmaktadır. Bu özellikleri ile aslında Doğu Anadolu bölgesi yararlandığımız baraj gücü (elektrik) ile ilk sırada yer almaktadır.

ataturkbaraji

Atatürk Barajı (Adıyaman-Ş.Urfa)

keban-baraji1

Keban Barajı (Elazığ)

deriner-baraji

Deriner Barajı (Artvin)

 

 

 

 

 

Türkiye’de Genel Olarak Göl ve Barajlardan Yararlanma

1-İçme suyu ve evsel su ihtiyaçını karşılamada;

Türkiye göl ve barajlardan yararlanmada en tabi ihtiyaç olarak içme suyu olarak kullanım söz konusudur. İçme suyu için oluşturulmuş göller ve doğal göllerden bu ityaça binayen istifade etme durumu, nufüsun yüksek olduğu alanlarda söz konusudur. Bu alanların başında İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük şehirler gelmektedir. Milyonları aşan bu metrepollerin ihtiyaçlarını karşılamak amacı ile şehir içlerinde ve şehre yakın alanlarda bir çok göl oluşturulmuştur.

2-Enerji ihtiyacını karşılamada;

Türkiye sahip olduğu hidroelektrik potansiyelin %37 oranında kullanmaktadır. Türkiye Dünya bazında hidroelektrik potansiyeli %1’dir. Avrupa gözönünde tutulduğunda bu oran %16 olmaktadır. Bu oranlardan yola çıkarak Türkiye’nin sahip olmuş olduğu enerji potansiyelini iyi değerlendiremediği ortadadır. 2023 yılı hedefleri içerisinde bu oranların çok daha iyi seviyelere çekilmesi beklenmektedir. Bu sayede göllerden ve barajlardan enerji elde etme miktarları artacaktır.

3-Tatlı su ürünleri elde etmede;

Türkiye, üç tarafı denizlerle çevrili bir ülke olsada balıkçılık oranında istenilen seviyede değildir. Bunun yanında göl ve barajlardan elde edilen tatlı su ürünlerinin ayrı bir yeri vardır. Yerel alanlarda bir çok işletme göl ve baraj çevresinde tatlı su ürün işletmeleri mevcuttur. Tatlı su ürünleri arasıdan en çok alabalık ve sazangiller bulunmaktadır.  Bunlardan sazangiller ailesinden olan “inci kefali” sadece Van Gölü’den çıkarılmaktadır. Alabalık ise Türkiye’nin hemen hemen heryerinde bulunabilmektedir.

inci-kefali

İnci Kefali (Van Gölü)

sazanbalik

Sazan Balığı

yayin-baligi-1

Yayın Balığı

 

 

 

 

 

Yayın balığı Türkiye’de yetişen tatlı su balıkları arasında en büyük boyutlara ulaşan balık türüdür. Boyları 3 metreyi bulabilmektedir.

4-Taşkın ve Sellerden Korunma Amaçlı;

İklim özelliklerine bağlı olarak ani yağış alan bölgelerde, yerleşim ve tarım alanlarının zarar görmemesi için, baraj ve göletler oluşturulmuştur. Özellikle Akdeniz iklim bölgesinde yer alan bölgelerimizde bu baraj ve göletler oluşturulmuş.

5-Tarım alanlarını suluma alanında kullanma;

6-Turizm faaliyetlerinde kullanma;

7-Ulaşım sağlamada faydalanma;

8-Tuz ihtiyacını karşılama;

 

Posted in Hidrografya, Turizm Coğrafyası | Etiketler: , , , , , , , , , , | 2 Comments »

Yardang

Posted by ReacWiki Aralık 15, 2015


Yardang, kelime kökeni olarak Türkçe diline aittir. İngiliz araştırmacı Sven Anders Hedin tarafından ‘steep bank’ adı ile tanıtılmıştır. Türkçe diline uyarlandığı zaman ‘dik bank’ anlamı ortaya çıkmaktadır. Bu keşif 1903 yılında gerçekleşmiştir.

Yardanglar, kurak ve yarıkurak iklim sahalarında görülen, rüzgarın aşındırması ile topoğrafya da gevşek ve deflasyona dayanıksız malzemenin aşındırılması ve geriye aşındırılan malzemeye göre dayanıklı malzemenin kalması ile oluşmaktadır. Şekilleri bulunmuş olduğu topoğrafya, anakaya ve iklim özelliklerine göre değişmektedir. Nitekim Lut Çölü’nde oluşan yardanglar boyları enlerinden uzun şekil kazanmakta iken, Orta Asya Çin coğrafyasında daha basık şekilde yardanglar oluşmaktadır. Veya Amerika Kıtası’nda daha şekilsiz oluşumlar bulunmaktadır.

Yardang oluşumunun mimarı rüzgardır. Rüzgar içinde bulundurmuş olduğu malzemeler ile gevşek malzemeyi aşındırarak topoğrafyada imzasını bırakır. İçinde taşıdığı kumlar daha çok alt katmanında yer aldığı için aşındırmanın en etkili olduğu yer alt kısımlardır.

Yardanglar, bulunmuş olduğu coğrafya hakkında hem klimatolojik hemde jeolojik bilgiler barındırır. Özellikle rüzgar eseri olmaları, o coğrafyada hakim rüzgar yönünü tespit etmede büyük yardımcı olur. Jeolojik olarak ise 5 metreyi bulunan boyları geçmişte yer alan toprak katmalarını göstererek jeomorfolojik rehberlik ederler.

Güzel bir örnek oluşturması bakımından Peru’nun Ica Vadisi’nde bulunan yardanglara deyinmek gerekir. 100 metreyi bulun boyları ve kilometrelerce enleri ile yardang topoğrafyasının en büyükleri arasındadır.

yadan-6yardang1yardang2 yardang4

Posted in Kayaç ve Mineraller, Yer Şekilleri | Etiketler: , , , , , , | Leave a Comment »

Transgresyon ve Regresyon

Posted by ReacWiki Eylül 10, 2015


Transgresyon ve regresyon olayları, kıta oluşumu (epirojenik) esnasında meydana gelen birbirinin tersi olan bir coğrafi terimlerdir. Bu iki kavramı ayrı ayrı açıklayacak olursak:

Transgresyon: Deniz ilerlemesi veya deniz yükselmesi olarak ifade edilebilir. Regresyon kavramını açıklarken de ifade edeceğim asıl nokta kara ve denizler arasındaki dengedir. Deniz ilerlemesi yani transgresyon olayında karalardaki alçalmaya bağlı olarak denizlerin karalar üzerinde ilerlemesidir. Bu oluşumda kara üzerinde meydana gelen kütle artırıcı faaliyetler ve okyanusların seviyesini artıran faaliyetler etken olurlar.

Regresyon: Transgresyonun tersi olarak deniz çekilmesi veya karaların yükselme hareketidir. Bu olayların gerçekleşmesinde karalar üzerinde kütle azaltıcı faaliyetler (buzul erimesi, aşınım, taşınım, erozyon… ) ve okyanusların seviyesini düşüren faaliyetler (buzullaşma, okyanus çukur oluşumu… ) etkilidir.

Her iki faaliyette de dünya üzerinde var olan dengelenme hareketi olduğu söylenebilir. Yani olaydan etkilenen ve faaliyet gösteren okyanus ve denizler olsa da olayın mimarları iç ve dış kuvvetler olduğu anlaşılır. Med-cezir olayında ayın ve güneşi etkisi gibi. Bu oluşumlar tarih boyunca devam etmiştir. Şimdi günümüzde bırakmış olduğu izler sayesinde dünyamızda büyük deniz ilerlemeleri ve çekilmeleri görülmüştür. Üzerininde yaşadığımız Anadolu’da bunların izleri mevcuttur.

trangresyon

Posted in Hidrografya, Jeoloji | Etiketler: , , , , , , | Leave a Comment »

Nükleer enerji nedir ve nasıl Çalışır ? -1

Posted by HEZARFEN AKADEMİ Ağustos 17, 2015


Daha önce hiç nükleer enerji kullanımı hakkında  bir tartışma yaptınız mı? Biz yaptık ve nükleer enerjiyi sinir bozucu ve kafa karıştırıcı bulduk. Bu konuyu derinlemesine inceleyelim.

Her şey 1940’larda başladı. Savaşın ve atom bombasının şoku ve korkusundan sonra. Nükleer enerjinin iyi amaçla kullanılıp teknolojinin geliştirileceğine kararlaştırıldı. Bu sayede dünya ekonomisi ayaklanacaktı. Herkes çılgınca düşünüyordu. Elektrik bedava olabilecek miydi? Buzullar kurtulabilecek miydi? Nükleer enerjili arabalar, evler veya uçaklar olacak mıydı? Bu düşünceler birkaç yıl sürdü. Bir tek düşünce vardı “Atomik Gelecek” Birkaç yıl sonra nükleer enerji araştırmasında duraklamalar yaşandı. Aslında nükleer enerji çok karışık ve pahalıydı. Fiziği mühendisliği çevirmek sadece kağıtta kolaydı. Ama gerçekte zordu ve bazı şirketler nükleer enerjiyi çok tehlike buldu. Çoğu doğal gaz, kömür ve petrolü tercih etti. Ama çoğu insan nükleer enerjinin yasaklanmasını ve atomik gelecek etkileyici yeni teknolojiyi durdurmak istediler. Ayrıca ucuz elektrik umudunu, doğalgaz ve petrol kullanımının azalmasını, ayrıca bazen gizli atomik silahlar yapılmasını desteklemek istediler. Bu devam etmek için güçlü bir motivasyon oluşturdu.

Nükleer güç en diknükleer enerji1kat çeken zamanlarını 1970’lerin başında yaşadı. Çünkü Orta Doğudaki savaşlar Petrol fiyatlarını fiyatlarını global olarak çok fazla derece arttırdı. Şimdi herkes nükleer enerjiye iyi gözle bakıyordu. Dünyadaki nükleer reaktörlerinin çoğu 1970 ve 1985 arasında yapılmıştı. Ama hangi tür reaktör seçilecekti. Şaşırtıcı olarak bugünlerde kazanan yöntem hafif su reaktörüydü. Çok bilimsel değildi ve bilim adamları gereksiz buldu. Fakat bu teknoloji ucuzdu. Peki bu reaktör ne yapar? Aslında yöntem şok edecek kadar basit; Zincirleme enerjiyle suyu ısıtıyordu. Nükleer fizyon diğer enerji kaynaklarından 1,000,000 kat daha çok kimyasal üretir. Çok sert olan (Uranium235 gibi). Nötron bombardımanına tutulur. Nötron emilir ama sonuç belirsizdir. Genelde hızlı parlak parçacıklara dönerler. Bazıları radyasyonla birlikte eski halleri haline gelirler. Radyasyon suyu ısıtır. Yeni nötronlar aynısını yapar. Bu reaksiyon atom bombasından çok çok yavaştır. Ama bu reaksiyonu kullanmak için modern kontroller lazımdır. Suyun kullanılma amacı basittir. Buharlaşıp türbinleri çalıştırır. Ama bu yöntem hala en iyiydi. Çünkü basit ve ucuzdu. Ancak ne en güvenlisi, ne en verimlisi, ne de teknik olarak en iyisiydi.

Yeni nükleer hevesi sadece on yıl kadar sürebildi. 1979’da Three Mile Island Nükleer reaktörü az kalsın patlıyordu. 1986’da Çernobil Avrupa’ya radyoaktif bulutlar gönderdi. 2011’de Fukushima yada benzerleri oldu.

1980’lerde 18 yeni reaktör açıldı. Ancak 1980’lerin sonundan beri bu sayı ve nükleer enerjinin üretimindeki payı artamadı. Bugün enerjide durum ne? Nükleer enerji dünyanın %10’u 31 ülkede 439 nükleer santral var. 2015’te 70 tane daha inşaatta. Özellikle hızlı büyüyen ülkelerde 116 nükleer santral planlandı. Çoğu santral 25 yıl önce eski teknolojiye dayanarak kuruldu. Reaktörlerin %80’i hafif su reaktörü. Bugün çoğu ülkeler bir sorun içinde. Ya modern yada basit ve test edilmemiş yöntemler kullanacaklar. Yada farklı enerji yolları kullanacaklardı.

Sonuçta nükleer enerji kullanalım mı?

Kaynaklar;

  • kurzgesagt.org
  • nova.org.au/

Posted in Beşeri Coğrafya, Ekoloji, Enerji Kaynakları, Nükleer Enerji | Etiketler: , , , , , | 2 Comments »