Reklamlar

Arşiv

Archive for the ‘Ünlü Coğrafyacılar’ Category

Gerardus Mercator

Kasım 25, 2014 Yorum bırakın

Gerçek adı Gerard De Kremer olan Gerardus Mercator, Mercator harita projeksiyonunu geliştiren coğrafyacı ve kartografcıdır. Belçika topraklarında yer alan Flandre’de 1512 yılında doğdu ve Almanya’nın sınırlarında yer alan Duisburg’da 1594 yılında vefat etti.

Mercator, bu bilimlerin dışında astronomi, tarih, manyetizma ve felsefe alanları ile ilgilendi. Kartografya adına ortaya koymuş olduğu harita projeksiyonu enlem ve boylam yer alması bakımından navigasyon için önemli yere sahipti. Bu projeksiyon günümüzde kullanılmaktadır. Dünyanın düzleme aktarılması bakımından en etkili yöntemlerin başında gelmektedir. Projeksiyon dışında atlas ve dünya haritaları bulunmaktadır. (Mercator-Hondius Atlas)

Mercator

Gerardus Mercator

Mercatorkure

Mercator Dünya Küresi

Mercator haritq

Mercator Dünya Haritası

 

Reklamlar

Katip Çelebi

Kasım 24, 2014 Yorum bırakın

Katip Çelebi, Osmanlı Döneminde yaşamış ünlü coğrafyacılar arasındadır. 1609 senesinde İstanbul’da doğmuş olan Katip Çelebi, 1957 yılında İstanbul’da vefat etmiştir. Asıl adı Mustafa Bin Abdullah dır. Usta bir görevli ve hacca gitmiş olduğundan “Hacı Halife” olarak da isimlendirilmiştir. Katip ismi orduda katiplik yapmasından gelmektedir. 

Coğrafya adına vermiş olduğu önemli eserler;

  • Kitabı Bahriye: Cihannüma eserinde bu kaynaktan yararlanmıştır. Denizler ve kıyılar hakkında bilgi vermektedir.
  • Cihannüma: Eserde Osmanlı matbaasının öncüsü olarak kabul edilen İbrahim Müteferrika’nın eklemeleri yer almaktadır. Eserde Osmanlı ve eyaletlerinin fiziki ve beşeri coğrafya , ekonomik, tarihi ve kültür hakkında bilgi vermektedir.
  • Atlas Minor: Gerhard Merkator’un atlasının latince çevirisidir. Bu eser Kuzey Kutbu ve Avrupa Ülkeler coğrafyasını anlatmaktadır. 

Prof.Dr.Mesut Elibüyük’ün makalesinden ve Vikipedi den yararlanılmıştır.

Cihannüma eserinden

Cihannüma eserinden

Cihannüma (Kıtalar Haritası)

Cihannüma (Kıtalar Haritası)

 

Alexander von Humboldt

Mart 10, 2014 4 yorum

Alexander von Humboldt, 14 Eylül 1769 yılında Berlin’de doğmuş ve yine Berlin’de 6 Mayıs 1859 yılında vefat etmiştir. Prusyalı kaşif ve doğa bilimci olarak bilinir. Humboldt, küçük yaşta başlamış olduğu bitkiler üzerindeki çalışmaları, ilerleyen zamanlarda biocoğrafyanın kurucusu olmasını sağlamıştır. Botanik üzerine bir çok eser vermiştir.

Alexander von Humboldt, 1799 ile 1804 yılları arasında Orta ve Güney Amerika’ya seyahatlerde bulunmuş ve bu kara parçalarını  ilk olarak bilimsel açıdan açıklayan bilim adamı olmuştur. Büyük bir eserinde, 21 yıllık deyimlerini kaleme aldı. Yaşamının son yıllarında bir çok bilim dalını birleştirmek amacı ile Kosmos kitabını yazdı.

  • Yapmış olduğu seferler ile fiziki coğrafya ve meteorolojinin ana temellerini oluşturdu.1817 yılında çizmiş olduğu eş sıcaklık eğrileri ile ülkelere ait iklimleri karşılaştırmayı önerdi ve çalışmalarını ortaya koydu.
  • Tropik fırtınalarının oluş nedenlerini ortaya çıkardı.
  • Ekvatordan kutuplara doğru gidildikçe manyetik alan yoğunluğunun arttığını bulmuştur.
  • Volkanlar üzerine yapmış olduğu çalışmalar ile volkanların belirli bir hat üzerinde yer aldığını ve büyük yeraltı yarıklarının üzerinde olduğunu gösterdi.
  • Tortul kayaç olarak bilinen kayaçların magmatik kökenli olduğunu açıkladı.
  • Manyetik sapma yasası üzerinde çok uzun zaman çalışmalarda bulundu fakat tamamlayamadı.

Wikipedia’dan yararlanılmıştır.

Alexander von Humboldt

Alexander von Humboldt

 

Humboldt'un çalışmalarına dayanılarak çizilmiş izotermal harita.

Humboldt’un çalışmalarına dayanılarak çizilmiş izotermal harita.

 

Yerşekilleri ve İklim Etkisi Konu Anlatımı


Untitled from advar1 on Vimeo.

Türkiyede ki Bölgelerin Enleri


Marmara Bölgesi

  • Türkiye’de;
    1. En fazla toplam nüfus,
    2. En fazla nüfus yoğunluğu,
    3. En fazla şehirleşme oranı,
    4. En fazla okur-yazar oranı,
    5. En fazla sağlık hizmetleri,
    6. En fazla enerji tüketimi,
    7. En fazla sanayi işçisi,
    8. En fazla ekili dikili arazi,
    9. En fazla ayçiçeği üretimi,
    10. En fazla ipek böcekçiliği,
    11. En fazla kümes hayvancılığı,
    12. En fazla nüfusa sahip şehir,
    13. En fazla pirinç üretimi,
    14. En fazla ortalama yükselti,
    15. En az izdüşüm alanı,
    16. En çok bor mineralleri çıkarılan yer,
    17. En çeşitli iklim,
    18. En az kır nüfusu,
    19. En az izohips sayısı,
    20. En çeşitli tarım ürünü Marmara bölgesindedir.
  • Bölge içerisinde;
    1. Türkiye ekonomisine en büyük katkısı, endüstri alanıdır.
    2. En soğuk, en az yağışlı ve bitki örtüsü en cılız bölüm Ergene bölümüdür.
    3. En geniş tarım alanları Güney Marmara bölümündedir.
    4. En gelişmemiş civarları ise Çanakkale ve Istıranca civarlarıdır.

Coğrafi Konum

  • Enlemin etkilediği en önemli faktör iklimdir.
  • Boylam en çok yerel saat farklılaşmasını sağlar.
  • En büyük paralel Ekvator, en küçük paraleller kutup noktalarıdır.
  • Meridyenlerin en önemli özelliği boylarının eşit olmasıdır.
  • Güneş ışınlarının en son dik geldiği yerler, dönencelerdir.
  • Dönencelerin sınırını belirleyen en önemli faktör eksen eğikliğidir.
  • En son,bir günün 24 saate kadar yaşandığı yerler kutup daireleridir.
  • Gündönümlerinde, güneş ışınlarının en son teğet olarak geldiği yerler kutup daireleridir.
  • Paralellerle meridyenleri birbirinden ayıran en önemli farklar:uzunlukların meridyenlerde aynı, paralellerde farklı olması, aradaki mesafenin paralellerde aynı, meridyenlerde farklı olmasıdır.
  • İki meridyen arasındaki uzaklık, en fazla Ekvatorda en az kutuplardadır.
  • Yerel saatin, en ileri olduğu yer 180o Doğu meridyeni; en geri olduğu yer 180o Batı meridyenidir.
  • Bir yerde güneşin en yüksek olduğu an, gölgenin en kısa olduğu an, Güneş ışınlarının gün içinde en büyük açıyla geldiği an öğle vaktidir.

Türkiye’nin;

    1. En güney noktası 36o Kuzey paralelinden,
    2. En kuzey noktası 42o Kuzey paralelinden,
    3. En batı noktası 26o Doğu meridyeninden,
    4. En doğu noktası 45o Doğu meridyeninden,

Türkiye’nin;

    1. En uzun kara sınırı Suriye,
    2. En kısa kara sınırı Nahcivan,
    3. En işlek kara sınırı Bulgaristan,
    4. En elverişsiz İran sınırı,
    5. En uzun deniz sınırı Ege denizi sınırıdır.

Dünya’nın Şekli ve Hareketleri
Dünyanın geoid olmasının en önemli sonuçları:

  • Ekvator yarıçapının kutuplar yarıçapından fazla olması,
  • Yerçekiminin en az Ekvator’da, en fazla kutuplarda olmasıdır.

Dünyanın yuvarlak olmasının en önemli sonuçları;

  • Güneş ışınlarının düşme açısı;
    1. En büyük Ekvator’da
    2. En küçük kutuplarda olması
  • Dünyanın dönüş hızının;
    1. En fazla Ekvator’da
    2. En az kutuplarda olmasıdır.
  • İki meridyen arası uzaklığın;
    1. En fazla Ekvator’da,
    2. En az kutuplarda olmasıdır.
  • Eksen eğikliğinin en önemli sonucu mevsimlerin oluşmasıdır.
  • Eksen eğikliğinin en önemli sonucu mevsimlerin oluşturması ve dönencelerin sınırını belirlemesidir.
  • Dünyanın yıllık hareketi sırasında Güneş’e;
    1. En uzak olduğu an günötedir. (4 Temmuz)
    2. En yakın olduğu an gün beridir. (3 Ocak)
  • Dünyanın yörüngesinin elips olmasının en önemli sonucu mevsim sürelerinin farklı olmasıdır.
  • 21 Mart ve 23 Eylül’de Ekvator’da;
    1. Gölge boyu en kısa,
    2. Isınma en fazla, aydınlatılan alan en dar,
    3. Işınların yere değme açısı en büyük,
    4. Işınların atmosferde tutulması en az,
    5. Işınların atmosferde aldığı yol en kısa,
    6. Işınların geri yansıması en azdır,
  • 21 Haziran’da Kuzey yarımkürede;
    1. En uzun gündüz,
    2. En kısa gece,
    3. En kısa gölge,
    4. En Yüksek sıcaklıklar yaşanır.
  • 21 Aralık’ta; Güney yarım kürede;
    1. En uzun gündüz,
    2. En kısa gece,
    3. En kısa gölge,
    4. En yüksek sıcaklıklar yaşanır.

* Dünyanın şeklinden, günlük ve yıllık hareketinden hiçbir zaman etkilenmeyen özellik: Eksen eğikliğidir.

EGE BÖLGESİ

  • Türkiye’de;
    1. En fazla tütün üretimi, en fazla zeytin üretimi, en fazla üzüm üretimi.
    2. En fazla incir üretimi, en fazla haşhaş üretimi, en fazla kaliteli linyit üretimi, en fazla linyit ile çalışan termik santral.
    3. En fazla Delta Ovası, en gelişmiş ihracat limanı, en girintili çıkıntılı, kıyılar. En geniş, kıta sahanlığına sahip kıyılar.
    4. En uzun Deniz, kıyısına sahip il (Muğla) Ege bölgesindedir.
  • Bölge içerisinde;
    1. En yüksek şehir Afyon’dur.
    2. En büyük şehri İzmir’dir.
    3. Ege bölgesinin Türkiye ekonomisine en önemli katkısı tarımdır.
    4. Tek SIĞLA ağacı yetiştirme alanı. (Dünya Çapında).

AKDENİZ BÖLGESİ

  • Türkiye’de;
    1. En fazla yer fıstığı üretimi,
    2. En fazla anason üretimi,
    3. Tek Muz yetişme alanıdır,
    4. En fazla seracılık,
    5. En fazla boksit çıkarımı,
    6. En fazla kükürt çıkarımı,
    7. En fazla intansif tarımın yapıldığı,
    8. En fazla karstik şekillerin görüldüğü, En geniş alüvyon ova Akdeniz Bölgesindedir.
  • Bölge içerisinde;
    1. En az ve en seyre nüfuslu yerler, Taşeli ve Teke yarım adasındadır.
    2. En çok kıl keçisi Adana bölümünde yetişir.
    3. Antalya bölümünün ekonomiye en önemli katkısı Turizmdir.
    4. Adana bölümünün ekonomiye en önemli katkısı ise Tarımdır.
    5. En Büyük şehri Adana’dır.

Harita Bilgisi

  • Harita ve plânın en önemli özelliğinin, kuşbakışı çizim ve ölçeğinin olmasıdır.
  • Krokiyi harita ve plândan ayıran tek özellik kabataslak olmasıdır.
  • Haritalarda bozulma en fazla kutuplarda, en az Ekvator’dadır.
  • Haritalarda en fazla ayrıntı plânlarda, en az ayrıntı Atlas Haritalarındadır.
  • Büyük Ölçekli haritaların; en olumlu özellikleri ayrıntısının çok ve bozulma oranının az olmasıdır. En olumsuz özellikleri ise, gösterdiği alanın az olması ve duvarda fazla yer kaplamasıdır.
  • Küçük Ölçekli haritaların; en olumlu özellikleri gösterdiği alanın fazla olması ve duvarda az yer kaplamasıdır.
  • Yeryüzü şekillerinin haritalarda gösterilme metodundan; en kullanışlısı izohips metodudur. Tapoğrafya yüzeyini (engebeleri) en iyi ifade eden metod arama metodudur. Her ikisini birden ifade eden en iyi metod kabartma yöntemidir.
  • İzohipslerde;
    1. En fazla eğitim;çizgilerin sık olduğu yerde,
    2. En az eğitim;çizgilerin seyrek olduğu yerlerdedir.
  • Çizgilerin en sık olduğu yerde;
    1. En fazla aşındırma,
    2. En zor tırmanma,
    3. En kısa uzunluk vardır.
  • İzohipslerde;
    1. En yüksek noktayı en içteki çizgi,
    2. En alçak noktayı en dıştaki çizgi gösterir.
  • İzobarlarda;
    1. En derin noktayı, en içteki eğri,
    2. En sığ yeri en dıştaki eğri gösterir.

İç Anadolu Bölgesi

  • Türkiye’de;
    1. En fazla buğday üretimi, en fazla şeker pancarı üretimi,
    2. En fazla koyunun yetiştirildiği,
    3. En çok tiftik keçisinin yetiştirildiği
    4. En fazla kapalı havzanın bulunduğu, en çok sel rejimli akarsuların bulunduğu, en geniş nadas arazisinin bulunduğu,
    5. En fazla küçükbaş hayvancılığın yapıldığı,
    6. Tek lületaşı çıkarım alanı
  • Bölge içerisinde;
    1. En turistik yerleri Nevşehir, Ürgüp, Göreme’dir.
    2. En soğuk yeri yukarı Kızılırmak bölümüdür.
    3. En yoğun nüfuslu yerler yukarı Sakarya bölümüdür.
    4. Ülke ekonomisine en önemli katkısı tarımdır.
    5. En büyük şehri Ankara’dır.

Doğu Anadolu Bölgesi

  • En büyük yüzölçümü.
  • En fazla engebelik,
  • En fazla yükselti,
  • En fazla dağınık alan,
  • En fazla büyükbaş hayvancılık,
  • En fazla yıllık sıcaklık farkı,
  • En fazla kar yağışı,
  • En fazla Don olayı,
  • En fazla donlu gün sayısı
  • En fazla ormanın üst yükselti sınırının olduğu, daimi kar sınırının yükseltisinin olduğu,
  • En geniş Buzul,
  • En büyük Göl,
  • En seyrek Nüfus,
  • En çok maden rezervi,
  • En çok hidroelektrik enerjisinin üretimi,
  • En hızlı akarsular,
  • En uzun kış süresi,
  • En kısa yaz süresi,
  • En düşük sıcaklık,
  • En yüksek dağ,
  • En şiddetli Karasallık,
  • En düşük toprak sıcaklığının olduğu.
  • Ulaşım imkanlarının en az olduğu bölge Doğu Anadolu Bölgesidir.
  • Bölge içerisinde;
    1. En fazla yetiştirilen tarım ürünü buğday ve arpadır.
    2. Bölgenin ülke ekonomisine en önemli katkısı Hayvancılıktır.
    3. En önemli tarım alanları Iğdır ovası, Malatya ovası, Muş ovası, Elazığ ovası, Erzurum ovası ve Elbistan ovalarıdır.

Güneydoğu Anadolu Bölgesi

  • Türkiye’de;
    1. En küçük yüz ölçümü,
    2. En az toplam nüfus,
    3. En yüksek yaz sıcaklığı,
    4. En az orman oranı,
    5. En fazla petrol çıkarımı,
    6. En fazla fosfat çıkarımı,
    7. En fazla mercimek üretimi,
    8. En az engebelik,
    9. En fazla yaz kuraklığı,
    10. En fazla sulama sorunu,
    11. En fazla buharlaşma miktarı,
    12. En az bulutluluk oranı ve en sade yer şekillerine sahip olan Bölge Güneydoğu Anadolu Bölgesidir.
  • Bölge içerisinde;
    1. En çok koyun ve keçi besleme.
    2. En fazla yağış kış mevsimindedir.
    3. En fazla buğday,arpa ve baklagiller yetişir.

Karadeniz Bölgesi

  • Türkiye’de;
    1. En fazla yağış,
    2. En yüksek orman alanı,
    3. En yoğun kır nüfusu,
    4. Tek çay üretim alanı,
    5. En çok keten, kenevir üretimi,
    6. En fazla orman ürünleri üretimi,
    7. En çok dışarıya göç,
    8. En fazla eğim oranı,
    9. En fazla heyelan ihtimali,
    10. En çok dağınık, en fazla falez kıyı oluşumu,
    11. En dar kıta sahanlığı, en uzun kuş uçuşu uzunluğa sahip kıyılar,
    12. En fazla akarsu ağı, en düzenli rejimli akarsular,
    13. En dar havzaya sahip akarsular, en yüksek nem oranı,
    14. En fazla toprak yıkanması,
    15. En az yıllık sıcaklık farkı,
    16. En düzenli yağış rejimi,
    17. En fazla dalga aşındırması,
    18. En az yaz kuraklığının hissedilmesi,
    19. En az denizellik,
    20. Orman alt sınırının en düşük olduğu, en fazla bulutluluk oranı,
    21. En az buharlaşma oranı, en fazla nemlilik Karadeniz Bölgesi’ndedir.
  • Bölge içerisinde;
    1. Ortadoğu ve Doğu Karadeniz’in Türkiye ekonomisine en önemli katkısı tarımdır.
    2. Batı Karadeniz’in en önemli katkısı endüstri alanıdır.
    3. Tek tabi limanı Sinop’tur,
    4. En fazla yağış alan yeri Rize’dir.
    5. En büyük şehri Samsun’dur,
    6. En fazla endüstri Zonguldak’ta gelişmiştir,
    7. Kıyıda en az yağış Samsun’dadır.
    8. İklim yönünden kıyı ile iç kesimler arasındaki en az fark orta Karadeniz’dedir.

İç ve Dış Kuvvetler

  • En kısa sürede yeryüzünün şekillenmesi depremler ile olur.
  • En fazla deprem Büyük Okyanus çevresi, Atlas Okyanusu kıyıları, Akdeniz ülkeleri ve Doğu Afrika’da görülür.
  • En az deprem İskandinavya, Doğu Avrupa, Rusya, Kanada ve Avustralya’da görülür.
  • Türkiye’de;
    1. En fazla deprem, Kuzey Anadolu fay hattı, Batı Anadolu fay hattı ve Güneydoğu fay hattı kuşağında olur.
    2. En az deprem, Konya ovası, Taşeli platosu, Mardin eşiği ve Ergene havzasında olur.
    3. En şiddetli ve zararlı deprem, tektonik depremdir.
    4. Volkanizmanın en olumlu özellikleri verimli topraklar ile kurşun, krom, pirit ve manganez gibi madenleri oluşturmasıdır.
  • Mekanik çözülme;
    1. En fazla çöllerde, kutuplarda ve dağların yüksek yerlerinde görülür.
    2. En çok kimyasal çözülme Ekvatoral bölgelerde görülür.
  • Türkiye’de;
    1. En verimli taşınmış toprak alüvyondur.
    2. En fazla yıkanmış toprak laterittir.
    3. En verimsiz toprak Tundra toprağıdır.
  • Türkiye’de;
    1. En fazla heyelan Doğu Karadeniz’de görülür.
    2. En az heyelan İç Anadolu’da görülür.
    3. En geniş havzaya Amazon nehri sahiptir.
    4. En yüksek debiye (akıma), Amazon, Kongo, Missisipi ve Nil nehri sahiptir.
    5. En düzenli rejime Amazon, Kongo ırmakları sahiptir.
    6. En çok derine aşındırma akarsu ağzındadır.
    7. En önemli akarsu aşındırma şekli vadilerdir.
  • Denge profilini kazanan akarsuda;
    1. Eğim en az, hız en az, enerji en az, denizden yükseklik en azdır.
    2. Türkiye’de rüzgârların en etkili olduğu bölge İç Anadolu’dur.
    3. Dalga aşındırması en fazla dik kıyılarda etkili olur.
  • Türkiye’de;
    1. En fazla falez (yalıyar) Karadeniz kıyılarındadır.
    2. Gel-git en fazla Kuzeybatı Avrupa kıyılarında görülür.
    3. Gel-git en belirgin; Bir ay içinde dolunay zamanı, yıl içinde ekinokslarda görülür.

İklim

  • En önemli atmosfer tabakası Troposfer’dir.
  • Güneşten alınan enerji miktarı en çok ışınların düşme açısına bağlıdır.
  • En büyük açıyla güneş ışınlarını alan yerler, dönenceler arasıdır.
  • Dünyada;
    1. En yüksek sıcaklıklar dönenceler civarında görülür.
    2. En düşük sıcaklıklar orta kuşak karalarının iç kısımlarında olur.
  • Türkiye’de;
    1. En yüksek sıcaklıklar Güneydoğu da, en düşük sıcaklıklar Kuzeydoğudadır.
    2. Basınç, en yüksek 30 derece enlemlerindedir. (Suptropikal-Dinamik Yüksek Basınç)
    3. Bir izobar haritasında çizgilerin en sık olduğu yerde rüzgar en hızlı eser ve en kısa yolu takip eder.
    4. Havanın taşıyabileceği en fazla neme maksimum nem yada doyma noktası denir.
  • Yağışın oluşması için;
    1. En önce havanın yükselmesi gerekir.
    2. En çok konveksiyon yağış, Ekvator çevresinde görülür.
  • Dünyada;
    1. Yağış rejimi düzenli bir şekilde en fazla yağış alan yer Ekvatoral Bölgedir.
    2. Yağış rejimi düzensiz olarak en fazla yağış alan yer Muson Asyasıdır.
    3. En az yağış 30 derece enlemleri civarındadır.
  • Türkiye’de;
    1. En fazla yağış Doğu Karadeniz’de,
    2. En az yağış Tuz gölü civarında,
    3. En kurak Güneydoğu Anadolu’dur.
  • En sıcak iklim ekvatoral iklimdir.
  • En soğuk iklim kutup iklimidir.
  • En fazla günlük sıcaklık farkı çöl ikliminde, görülür.
  • En az günlük sıcaklık farkı Ekvatoral iklimde görülür.
  • En fazla yıllık sıcaklık farkı Karasal iklimdedir.
  • En az yıllık sıcaklık farkı Ekvatoral iklimdedir.
  • En düzenli yağış rejimi Ekvatoral iklimdedir.
  • En düzensiz yağış rejimi çöl iklimindedir.
  • En çok kışın yağış alan iklim Akdeniz iklimidir.
  • En çok sonbaharda yağış alan iklimler ılıman okyanus iklimi ve Karadeniz iklimidir.
  • En çok yağışı ilkbahar ve sonbaharda alan iklim Ekvatoral iklimdir.
  • Yağış rejimleri birbirine en çok benzeyen iklimler; Muson,Savan ve şiddetli Karasal iklimlerdir.

Nüfus ve Yerleşme

  • Dünyada;
    1. En sık nüfuslu yerler; Güneydoğu Asya, Avrupa ve Kuzey Amerikanın doğusudur.
    2. En seyrek nüfuslu yerler.
    3. Kutup bölgeleri, çöller, yüksek dağlar ve Ekvatoral bölgelerin alçak yerleridir. (Amazon ve Kango boyları)
  • Dünyada;
    1. En fazla nüfus artışı Afrika, Güney Amerika ve Güney Asya’dadır.
    2. En az nüfus artışı Avrupa’dadır.
  • Türkiye’de;
    1. En sık nüfuslu bölüm, Çatalca-Kocaeli bölümüdür.
    2. En seyrek nüfuslu bölüm, Hakkari bölümüdür.
    3. En hızlı nüfusu artan il, İstanbul’dur. (sürekli göç sebebi ile)
  • Türkiye’de;
    1. En çok göç alan il, İstanbul’dur.
    2. En çok göç veren iller, Artvin ve Rize’dir.
  • Gelişmiş bir ülke ile geri kalmış bir ülke karşılaştırıldığında; Gelişmiş ülkelerde;
    1. Orta yaş nüfus en azdır.
    2. Genç nüfus en azdır.
    3. Ortalama yaşam süresi en uzundur.
    4. Doğurganlık en azdır.
    5. Sanayi gelirleri en fazladır.
    6. Tarım gelirleri en azdır.
    7. Okur-Yazar oranı en fazladır.
    8. Sağlık hizmetleri en fazladır.
    9. Milli gelir en fazladır.
    10. Sanayi ürünleri ihracatı en fazladır.
    11. Tarım ürünleri ihracatı en azdır.
    12. Sanayi ürünleri ithalatı en azdır.
    13. Tarım ürünleri ithalatı en fazladır.
    14. Kent nüfusu en fazladır.
    15. Kır nüfusu en azdır.
    16. Nüfus artışı en azdır.
    17. Üretim en fazladır.
    18. İç göç en azdır.
    19. Dışarıdan gelen işçi en çoktur.
    20. Tarımın iklime bağımlılığı en azdır.
    21. İklimin nüfus dağılışına etkisi en azdır.
    22. Modern tarım metodu en fazladır.
    23. Bağımlı nüfus en azdır.
    24. Alt yapı sorunu en azdır.
    25. Bebek ölümü en azdır.
    26. Dünyada;
      1. En fazla nüfuslanmış kıta Asya, en az nüfuslanmış kıta Avustralya’dır.
    27. Türkiye’de;
      1. En fazla göç veren bölge Karadeniz’dir.
      2. En az göç veren bölge Marmara’dır.
      3. En fazla nüfuslanmış bölge Marmara’dır.
      4. En az nüfuslanmış bölge Güneydoğu Anadolu’dur.

Tarım ve Ekonomi

  • En fazla intensif tarım Batı Avrupa ülkelerinde uygulanır.
  • En fazla kakao; Brezilya’da üretilir.
  • En çok kauçuk ABD’de üretilir.
  • En çok hurma; Irak, Mısır, Arap ülkelerinde üretilir.
  • En fazla yer fıstığı; Hindistan’da üretilir.
  • En fazla pamuk; BDT ve ABD’de üretilir.
  • En çok çay; Hindistan, Çin ve Srilanka’da üretilir.
  • En çok portakal; ABD ve Brezilya’da üretilir.
  • En çok muz; Brezilya, Hindistan, Filipinler, Endonezya ve Ekvatorda üretilir.
  • En çok pirinç; Muson Asya’sında üretilir.
  • En çok mısır; ABD’de üretilir.
  • En çok buğday; ABD, BDT, Kanada, Arjantin, Türkiye ve Hindistan’da üretilir.
  • En fazla fındık; Türkiye’de üretilir.
  • En fazla incir; Türkiye’de üretilir.

Kaynak: http://www.cografik.com

COĞRAFYANIN KONUSU VE BÖLÜMLERİ



Coğrafya, doğal ortamı ve doğal çevre ile insan etkinlikleri arasındaki ilişkiyi inceler. Konusunu, doğal çevre ile insan arasındaki ilişkiler oluşturur. Dünyada iki ayrı çevre vardır. Bunlardan biri cansız çevre, diğeri canlı çevredir.


Cansız çevreyi; taş küre, su küre ve hava küre oluşturur. Yer’i kaplayan bir kabuk tabakası vardır. Buna taş küre denir. Bunun üzerinde yer yer düzlükler, platolar, dağlar ve akarsular görülür. Kara üzerinde taşların ayrışması ile topraklar oluşur. Büyük kara parçalan (kıt’a) arasında okyanuslar ve denizler; kara içindeki çanaklarda göller yer alır. Bunlar su küreyi oluşturur. Yer’i saran hava tabakasına da hava küre veya atmosfer denir. Yağış, sıcaklık, rüzgâr gibi iklim olayları, hava kürenin alt katında meydana gelir.

Canlı çevreyi ise bitki, hayvan ve insan topluluktan oluşturur. İnsan; yaşamını sürdürmek için bitkilerden, madenlerden ve su gibi doğal kaynaklardan yararlanır. Bulunduğu çevrede birtakım değişiklikler meydana getirir. Toprağı işleyerek tarım ürünü yetiştirir. Ham maddeleri işleyen fabrikalar kurarak kullandığı çeşitli eşyayı üretir. Barınmak ve yaşamak için meskenler yapar; yerleşmeler kurar. Bir yerden diğer yere gitmek için yollar oluşturur. Böylece insan, doğal çevredeki kaynaklardan bilgi ve becerisine göre yararlanır.

Yukarıda verilen bilgiler doğrultusunda coğrafyanın ilgilendiği konulan maddeler hâlinde şöyle sıralayabiliriz:

a. Yaşadığımız yakın ve uzak çevredeki yüzey şekillerini (dağ, ova vb.) inceler. Yağış ve sıcaklık gibi iklim özelliklerini, orman, otlak gibi bitki örtüsünün yetişme koşullarını ve toprakların oluşumunu araştırır.

b. İnsan sayısını (nüfus), insanın yeryüzüne dağılışında etkili olan faktörleri ve yerleşmelerin kuruluşunda doğal ortamın etkilerini inceler; doğal ortamın, tarım, sanayi, ulaşım, ticaret gibi ekonomik etkinlikler üzerindeki önemini araştırır.

Coğrafya sayesinde, doğal çevre tanınır. İnsanın bu çevreden nasıl yararlandığı öğrenilir. Yani doğal çevre ile insan arasındaki ilişkiler açıklanır. Yüzey şekillerinin ve iklimin; tarım, ulaşım, turizm gibi çeşitli etkinlikler üzerindeki önemi ortaya çıkarılır.

Coğrafyanın, yeryüzünün tamamını kapsayan inceleme alanı çok geniştir. Bu nedenle coğrafya, diğer bilim dallarından da yararlanır. Özellikle fizikî coğrafyanın yararlandığı başlıca bilim dallan; meteoroloji (atmosfer olaylarını inceleyen bilim), hidroloji (suyun fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerini inceleyen bilim), jeofizik (yer kürenin fiziksel özelliklerini inceleyen bilim), jeoloji (yer kabuğunun oluşumunu, yapısını ve hareketlerini araştıran bilim), biyoloji (bitki ve hayvanların yaşam işlevlerini inceleyen bilim)dir. Beşeri ve ekonomik coğrafya dalı ise çoğunlukla sosyoloji (toplumun kültürel ve sosyal özelliklerini inceleyen bilim), antropoloji (insanın kökenini ve ırklarını inceleyen bilim), etnoloji (toplumun yapısı ve gelişimini inceleyen bilim), iktisat (insanın üretim ve tüketim ilişkilerini inceleyen bilim), tarih, demografi (nüfusun sayısal gelişimini araştıran bilim) gibi bilimlerin araştırmalarından yararlanır.

Coğrafyayı yakın bilim dallarından ayıran en önemli özellik, coğrafyanın yeryüzündeki olayları farklı bir biçimde ele alması, bunların mekân içerisindeki dağılışında etkili olan etkenleri incelemesidir. Bu bakımdan coğrafyada mekâna ayrı bir önem verilerek fizikî, beşeri ve ekonomik coğrafya ile ilgili öğelerin dağılışı bölge, ülke veya kıta ölçüsünde ele alınmaktadır. Böylece coğrafya, belli bir bölge veya ülkeyi, diğer bölge ya da ülkelerle karşılaştırmaktadır.

Coğrafyayı yakın bilim dallarından ayıran diğer bir özellik ise doğal çevre ve insan topluluklarını incelemesinde kendine özgü ilkeleri kullanmasıdır. Bunlar; nedensellik, karşılıklı ilgi ve dağılıştır.

Nedensellik ve karşılıklı ilgi ilkeleri sayesinde, doğal çevre ile insanın ortaya koyduğu etkinliklerin nedenleri ve niçinleri araştırılır. Örneğin Türkiye’ deki yüzey şekilleri (dağlık alanlar, ovalar vb.) ve iklimin; tarım, sanayi ve ulaşım üzerindeki etkileri belirtilir. Türkiye’nin kuzeyinde Kuzey Anadolu, güneyinde Toros dağ sıralarının tarım, yerleşme ve ulaşım üzerindeki etkileri açıklanır. Kuzey Anadolu Dağlarının kuzeye bakan yamaçlarının güneye bakan ya*maçlarına göre neden daha fazla yağış aldığı üzerinde durulur.

Dağılış ilkesi ise bir coğrafî olayın yeryüzündeki dağılışını açıklar. Dağılışı açıklamak için haritalar kullanılır. Örneğin; bir ülkedeki nüfus dağılışı haritada gösterilerek nüfusun nerede sık veya seyrek olduğu anlaşılır.

Yukarıda verilen bilgilere dayanarak coğrafya bilimi şöyle tanımlanır:

Coğrafya, dünyanın doğal özelliklerini ve doğal ortamla insan arasındaki ilişkileri inceleyen bir bilimdir.

COĞRAFYANIN ANA DALLARI



Coğrafyanın iki ana dalı bulunmaktadır: 1. Genel coğrafya, 2. Yerel coğrafya.

1. Genel Coğrafya

Yeryüzündeki doğal, beşeri ve ekonomik olayları ayrı ayrı, dünya üzerinde veya belli bir alanda inceler. Örneğin Türkiye Coğrafyası’nda, ana hatları ile Türkiye’nin doğal, beşeri ve ekonomik özellikleri belirtilir.

Genel coğrafya; Fizikî Coğrafya, Beşerî ve Ekonomik Coğrafya olmak üzere iki dala ayrılır:

a. Fizikî Coğrafya: Yeryüzünde doğal ortamı oluşturan canlı (bitki ve hayvan), cansız (iklim, yeryüzü şekilleri, toprak) öğeleri inceler, bunlar arasındaki karşılıklı ilişkileri değerlendirir.

İncelediği konulara göre fizikî coğrafyanın dallan şunlardır:

Jeomorfoloji: Yeryüzünün şekillenmesinde etkili olan iç ve dış kuvvetleri inceler. Dağ, plato, ova gibi yeryüzü şekillerinin oluşumunu açıklar.

Klimatoloji: Yağış, sıcaklık, basınç ve rüzgâr gibi iklim elemanlarının yeryüzünde dağılışını inceler; yüzey şekillerinin iklim elemanları üzerindeki etkilerim belirtir ve iklim tiplerini açıklar.

Biyocoğrafya: Bitki ve hayvan topluluklarının yeryüzüne dağılışını ve bu dağılışı etkileyen iklim, toprak ve yeryüzü şekillerini ele alır.
Hidrografya: Okyanus ve denizlerde su hareketlerini, karalarda yer üstü ve yer altı sularının dolaşımını inceler.

Kartografya: Dünya’nın biçimi, boyuttan, harita projeksiyonları ile ilgilenir; coğrafî bilgilerin harita, grafik ve diyagramlarla gösterilmesi üzerinde durur.

b. Beşerî ve Ekonomik Coğrafya: İnsan toplulukları ile doğal ortam arasındaki ilişkileri inceler.Beşerî coğrafya, nüfus ve yerleşmeyi ele alır. Ekonomik coğrafya ise ekonomik etkinlikleri içeren tarım, sanayi, turizm, madencilik ve ulaşım gibi konulan inceler.

Beşeri ve ekonomik coğrafyanın başlıca dallan ise şunlardır:

Yerleşme coğrafyası: Doğal ortamın özelliklerinin yerleşme tipleri üzerindeki etkilerini ve yerleşmelerin dağılışını ele alır.

Nüfus coğrafyası: Nüfus artışını, yoğunluğunu, kır ve şehir nüfusunu ve bunların dağılışında etkili olan faktörleri inceler.

Tarım coğrafyası: Ekim, dikim, hayvancılık, balıkçılık etkinliklerinin yeryüzündeki dağılışında etkili olan faktörleri araştırır. Tarımın insan hayatı üzerindeki önemini belirtir.

Sanayi coğrafyası: İklim, yeryüzü şekilleri, ulaşım ve ham madde kaynaklarının sanayi işlevleri üzerindeki etkilerini ve sanayi bölgelerinin dağılışını araştırır.

Ulaşım coğrafyası: Ulaşım üzerinde yeryüzü şekilleri, iklim ve su yollanın etkilerini, ulaşımın üretim ve tüketim merkezleri ile olan ilişkilerini ve ağılısını inceler.

2. Yerel Coğrafya

Coğrafî konuların belirli bir alanda incelenmesini kapsar. Bu alan; bir kıt’a, ülke veya ülkenin herhangi bir bölgesi olabilir. Örneğin Türkiye Coğrafyası’nda; Türkiye’nin yüzey şekilleri, iklimi, sulan, bitki örtüsü ile nüfusu, yerleşmesi, sanayisi gibi konular ele alınır. Türkiye Fizikî Coğrafyası’nda ise Türkiye’nin yüzey şekilleri, iklimi, sulan, topraklan ve bitki örtüsü incelenir. Buna göre coğrafyanın bölümleri ile Dünya’nın tümünde veya herhangi bir bölgesindeki doğal özellikleri ve insan etkinlikleri öğrenilir. Böylece ülkeler arasındaki kültürel, bilimsel, ticarî ve turizm ilişkilerini artıncı olanaklar araştırılır.

Coğrafyanın ilgilendiği konular değerlendirildiğinde şu sonuçlara ulaşılır: Fizikî coğrafyanın, doğa bilimleri kapsamına girdiği; beşeri ve ekonomik coğrafyanın da sosyal bilimlerin kapsamında olduğu anlaşılır. Bu nedenle coğrafya, doğa bilimleri ile sosyal bilimler arasında bir köprü durumundadır.

Yukarıda verilen bilgilerden, coğrafyanın tüm dallan ile insanlara, gerek kendi ülkeleri gerekse diğer ülkeler hakkında evrensel bir görüş kazandıran bir bilim dalı olduğu anlaşılır. 

Coğrafya; bireyin sorumluluk duygusunun gelişmesine yardımcı olan, bir bölge veya ülkenin potansiyelini ve sorunlarını değerlendiren, çözüm yollan getiren bir bilim olarak kabul edilir. Ayrıca coğrafî bilgiler, vatandaşlık bilincinin gelişmesine ve ülke sorunlarının çözümlenmesine yardımcı olur. Bu nedenle ülkelerde araştırma, eğitim ve öğretim yapan coğrafya bölümleri, enstitüleri ve coğrafya fakülteleri bulunmaktadır. Ülkemizdeki üniversitelerin Fen-Edebiyat, Edebiyat ve bazı Eğitim fakültelerinde Coğrafya bölümleri kurulmuştur. Bu bölümlerde coğrafya alanında çeşitli araştırma, yayın, eğitim ve öğretim yapılmaktadır.

COĞRAFİ KEŞİFLER, SEBEPLERİ VE SONUÇLARI


cografi-keşifler

cografi-keşifler

COĞRAFİ KEŞİFLER, SEBEPLERİ VE SONUÇLARI

a. Keşiflerin Sebepleri:

Bilinmeyen şeylere ve yerlere merak duyulması, en eski çağlardan beri insanlığın tabii bir duygusu idi. İlk çağlarda, dünyanın çok küçük bir bölümü tanınıyordu. Uzak bölgelere gezi yapanları anlatıp yazdıkları daima heycan uyandırmaktaydı. Orta çağda, Avrupa’dan Uzak doğu’ya giderek , çin’de kubilay kağa’nın yanında kalanMarko polo’nun verdiği bilgilere çok kimse inanmamıştı. Ibn Batutaibn Fablan gibi islam gezginleri de, “bilinmeyen” ülkelere geziler yaparak, gördüklerini kaleme almışlardı. Bunların doğruluğu anlaşıldıkça, “yeni” ülkelere duyulan merak daha arttı. Keşiflerin birinci sebebi budur.

Avrupa’nın islam ülkelerine karşı giriştiği Haçlı seferleri, görünüşte dini bir nitelik taşıyordu. Hedef, kutsal kudüs şehrini, Müslümanların elinden kurtarmaktı. Fakat, aslında Doğu’nun zenginlikleri, o çağda yoksul sayılacak Avrupa’nın gözlerini kamaştırıyordu. İki yüz yıla yakın süren haçlı seferleri, İslam dünyasındaki bolluğu ve refahı, Avrupa’nın daha yakından tanımasına sağladı. Bu varlıklı hayata duyulan özen, Avrupa’da yeni gelir kaynaklarının araştırılması çığrını açtı. Bunu yolu ticaretten geçiyordu. Özellikle hindistan’dan Avrupa arasındaki ticaret yolları, başta Türkler olma üzere, Müslümanların elindeydi. Bu yüzden avrupalı tacirler, her uğrak yerinde yüksek vergiler ödemek zorunda kalıyorlardı. Bu yüzden, birçok malın Avrupa’ya maliyet çok artıyordu. Şu halde, yeni yollar aranması ve bulunması gerekli hale gelmiştir. İkinci sebep de budur.

Hemen tamamıyla Hıristiyan olan Avrupa, kilisesinin ağır baskı altındaydı. Papalığın rızası alınmadıkça, yeni topraklara açılmak zordu. Bu bakımdan, erişilecek yerlerde Hıristiyanlığın yayılması da göz önünde bulunduruluyordu. Bu da, dini bir sebep oluşturuyordu.

Barutun ve topun kullanılmasıyla ortaya çıkan güçlü krallıklar, ticari alanda birbirleriyle rekabete başlamışlardı. Uzak doğu’ya yeni yollarla ulaşmak, Çin ve Hindistan gibi ülkelerin zengin mallarını kendileri taşımak için yeni yollara ihtiyaç duyuyorlardı. Bu ise, ancak yeni keşiflerle sağlanabilirdi.

Coğrafya keşiflerinin yapılabilmesi için, elverişli bir bilim ortamına da girilmişti. Dünyanın düz değil, yuvarlak olduğu gerçeği Müslümanlardan öğrenilmişti. Dünya yuvarlaksa, doğu’ya doğru değil, batıya doğru da gidilerek aynı yere (Hindistan’a) ulaşılabilirdi. Bunu yapabilmek için teknik imkanlar da elde edilmişti. Pusula, rüzgar gülü gibi aletler bunlar arasındaydı. Ayrıca, açık denizlerin fırtınalarına dayanıklı büyük ve sağlam gemilerde yapılabiliyordu.

b) Başlıca Keşifler:

Daha XV. Yüzyıl ortalarında Portekizliler Afrika’ya keşif heyetleri gönderiyorlardı. Bu heyetlerden biri, Bartelemo Diyaz yönetiminde, Afrika’nın güneyinde dolaştı (1487). Buraya “Ümit Burnu” adı verilirdi.böylece, Hindistan’a deniz yolu ile ulaşma imkanı elde ediyorlardı. XV. yüzyılın sonunda Vasko dö Gama, buyoldan Hindistan’a vardı(1498). Bundan sonra Portekizliler Hint okyanusu’na donanama gönderdiler ve Uzak Doğu’ya kadar olan bölgelerde ticareti elerine geçirerek sömürgeler kurdular.

Amerika’nın Keşfi: Kristof Kolomb adında Cenevizli bir gemici, hep batıya gitmek suretiyle doğuya varılabileceğini ileri sürüyordu. Düşüncesini gerçekleştirmek için, denizci devletlere başvurdu. Uzun uğraşmalardan sonra, projesi İspanya kralı tarafından kabul edildi ve desteklendi. İstediği gemileri ve denizcileri alan Kolomb, Atlas Okyanusu’na açıldı. Zorlu bir yolculuktan sonra, Orta Amerika’da Bahama’ya vardı (1492). Ancak, yeni bir kıta keşfettiğini bilmiyor, Hindistan’a ulaştığını sanıyordu.

Kısa bir süre sonra Amerigo Vespuçi adlı bir İtalyan denizcisi, Güney Amerika’da Brezilya Kıyılarına çıktı. Buranın yeni bir kıta olduğunu anladı. Bu sebeple, Amerika’ya Kristof Kolomb’un değil, onun adı verildi.

Balboa ise, bugünkü Panama Kanalı’nın bulunduğu yerden geçerek ilk defa Büyük Okyanus’a çıktı (1513).

Macellen, Hindistan’a ulaşmak için, Güney Amerika’yı dolaşarak Büyük Okyanusa geçti. Uzak Doğuya vardı. Ancak buradaki bir çarpışmada öldürüldü. Yanındaki denizciler, yollarına devam ederek İspanya’ya döndüler. Böylece, dünyanın çevresi ilk defa dolaşılmış oldu (1521).

Coğrafi Keşifler’in sonuçları

• Hristiyanlık yayıldı. Buna karşılık dünyanın düz olduğu gibi pek çok yanlış bilgi aktaran din adamlarına olan güven azaldı.
• Keşfedilen yerlerde yetişen domates, vanilya, patates, tütün, kakao gibi bitki türleri ile Avrupalılar ilk kez tanıştı.
• Avrupalıların, keşfettikleri yerleri sömürgeleştirmesiyle Sömürgecilik Dönemi başladı.
• Keşifler, ticaret yollarının değişmesine neden oldu. Hint Deniz Yolu’nun bulunmasından ve Amerika’nın keşfinden sonra Akdeniz limanları ile Baharat ve İpek Yolu eski önemini kaybederken Hint Okyanusu kıyısındaki limanlar önem kazandı.
• Yeni keşfedilen ülkelerde bol miktarda bulunan altın ve gümüş gibi değerli madenler Avrupa’ya getirildi. Avrupa’da ticaretle uğraşan kişiler (Burjuva sınıfı) zenginleşti. Tüccarların, soyluların ellerinde bulunan toprakları satın almalarıyla soylular eski güçlerini kaybettiler.
• Keşfedilen yerlere, özellikle Amerika’ya Avrupa’dan pek çok insan göç etti. Avrupa kültür ve uygarlığı yeni yayılma alanları buldu.
• Amerika’nın eski bir medeniyet merkezi olduğu öğrenildi.
• Zenginleşen Avrupalılar, kültür ve sanat hareketlerini desteklediler. Böylece, Avrupa’da Rönesans’ın doğmasına ortam hazırlamış oldu.
• Coğrafî Keşiflerle ticaret yollarının değişmesi sonucunda Osmanlı Devleti ekonomik yönden büyük gelir kaybına uğradı.