Arşiv

Archive for the ‘Fiziki Coğrafya’ Category

Ekvator Ülkeleri


Ekvator çizgisi üzerinde bulunan ülkelere geçmeden önce ekvator nedir bunu bilmemizde yarar var. Ekvator, dünyamızı kuzey ve güney olarak ayıran hayali çizgidir. Aynı zamanda 0 paraleli ifade eder. Ekvatorun üstünde kalan kısmına Kuzey Kutup Dairesi, aşağısında kalan kısmı ise Güney Kutup Dairesi olarak adlandırılır. Bu çizgi üzerinde yer alan ülkelerin hem kuzey hemde güney kutup dairesinde toprakları bulunur.

Ekvator çizgisinde toplam 13 ülke bulunmaktadır. Bunlardan 7 tanesi Afrika ülkesidir. 3 tanesi Güney Amerika kıtasında yer almaktadır. Geri kalan ülkeler ise Pasifik ve Hint Okyanusu ülkeleridir.

Ekvatorda bulunan ülkeler.

  • Sao Tome ve Trincipe
  • Gabon
  • Kongo Cumhuriyeti
  • Demokratik Kongo Cumhuriyeti
  • Uganda
  • Kenya
  • Somali
  • Maldivler
  • Endonezya
  • Kiribati
  • Ekvator
  • Kolombiya
  • Breziya

Sera Gazları


Sera gazı, atmosferde ısı emme özelliği bulunan gazlara verilen isimdir. Dünya Güneş’ten gelen ışınların yeryüzüne ulaşmasından ısıya dönüşür. Meydana çıkan ısının Dünya’da bir kısmının korunmasını sera gazları sağlamaktadır. En önemli sera gazları su buharı, karbondioksit ve metan gazıdır. Bunun dışında kalan sera gazlarının emisyon oranı düşüktür. Bunun için aşağıda yer alan grafiği inceleyebilirsiniz.

Sera Gazları Neden Önemlidir ?

Sera gazları atmosferde dengeli bir oranda bulunmaktadır. Bu denge Dünya’nın aşırı soğuk olmasını engellemektedir. Sera gazları olmasaydın Dünya ortalama sıcaklığı -18°C olacaktı. Tahminen bunu sıcaklığa orta kuşak sahip olurken daha kutuplara doğru düşük sıcaklıklar hakim olacaktı.

Sera gazının olmaması sorun olduğu gibi fazla sera gazı da Dünya’nın aşırı ısınmasına neden olurdu. Isı emen sera gazları günümüzde her geçen gün artmaktadır. 40 bin yılda 4°C sıcaklık artmışken son 100 yılda ortalama 1°C sıcaklık artmıştır.

Hangi Ülkeler Daha Çok Sera Gazı Salınımı Yapıyor ?

Sera gazı salınımında çok nüfuslu ve fazla enerji harcayan ülkeler önde gelmektedir. Bu ülke sıralamaları ;

2014 Yılı Ülkelere Göre Karbondioksit Emisyon Haritası

1- Çin Halk Cumhuriyeti

2-Amerika Birleşik Devletleri

3-Hindistan

4-Rusya

5-Japonya

6-Almanya

7-İran

8-Suudi Arabistan

9-Kuzey Kore

10-Kanada

Deniz ve Okyanuslar neden tuzludur?


Okyanus ve denizleri tuzlu hala getiren çözünmüş tuz maddelerdir. Bu çözünen maddeler; potasyum nitrat, sodyum klorür ve bikarbonat bileşikleridir. Okyanusların yaklaşık %97’si tuzludur. Bu oran neredeyse sabittir. Tuzlar milyarlarca yıl önce okyanus ve deniz çanaklarında birikmiştir. Okyanuslar sürekli bir karışım halinde olduğu için tuzluluk oranları yakındır. Denizler ise değişen özelliklerine göre farklı tuz oranlarına sahiptir. Örneğin ülkemizde en az tuzluluk oranına sahip Karadeniz iken en fazla tuzluluk Akdeniz’de bulunmaktadır. Klasik bir ifade ile kuzeyden güneye doğru tuzluluk oranı artmaktadır. 

Tuzluluğu Etkileyen Faktörler

  • Sıcaklık
  • Su giriş ve çıkışları
  • Volkanik Faaliyetler
  • Yağışlar
  • Havza çanağının kayaç yapısı 

Atmosferin Faydaları


Atmosfer canlı varlıkların yaşamlarının sürdürebilmesi için olmazsa olmaz bir gerekliliktir. 

*Atmosfer Güneşten gelen ısı ve ışınları süzerek canlılar için elverişli ısı ve ışı düzeyinde tutar.

*Atmosfer Dünya’nın etrafını kuşatmıştır ve onunla birlikte hareket etmektedir. Dışarıdan bir kalkan görevi görerek dönüşten kaynaklı sürtünmeden oluşabilecek zararlardan korur.

*Uzayda birçok meteorlar (gök taşları) bulunmaktadır. Bu meteorlar her zaman kusursuz bir şekilde uzayda yol almaz. Dünya’ya çarpan meteorlar atmosfere çarparak parçalanır ve yanar. Atmosfer bir kalkan görevi görür ve büyük zararlardan bizi korur.

*Atmosfer içinde yer alan ozon tabakası sayesinde güneşten gelen zararlı ışınları tutarak dünyaya ulaşmasını engeller.

*Hava olaylarının ve iklimlerin oluşmasını sağlar.

*Güneş ışınların kırılmasını sağlayarak gölgede kalan yerlerin aydınlanmasını sağlar.

*Ses dalgalarının havadan iletilmesine olanak verir.  

Neden deprem oluyor?


Dünyaya dışarıdan bakıldığında fark edilmeyen durum, üzerine bastığımız kara parçasının birbirinden ayrı levhalar halinde olduğudur. Var olan bu levhalar ise sürekli hareket halindedir. Büyük ve küçük levhalar halinde onlarca levha bulunmaktadır. Bu levhalar birbirinden uzaklaşan, birbirine yaklaşan ve bir birine yanal bir şekilde hareket göstermektedir.

Atlas Okyanusu’da bulunan iki levha birbirinden ayrılmaktadır. Yer katmanın bir altında yer alan mantodaki akımlar bu iki levhayı birbirinden ayrılmaktadır. Bu iki levha sınırında lav ve gaz çıkışları meydana gelmektedir.  Açılan levhalar arasına bu çıkan maddeler soğuyarak doldurmaktadır. Bu oluşumlar gibi zaman okyanus tabanında kalırken kimi zamanda okyanus üzerine çıkarak adalar oluşturmaktadır. İzlanda bu iki levhanın ayrıldığı çizgide bulunmaktadır. Bu oluşum İzlanda’nın her yıl 5 cm genişlemesine neden olmaktadır. Bununla birlikte adana depremlere, volkan patlamalarına ve gaz çıkışlarına neden olmaktadır. 

Depremlerin en şiddetli yaşanmış olduğu yerler levhaların birbirine doğru veya bir levhanın başka bir levhaya doğru hareket eden levha sınırlarında meydana gelmektedir. Bugün Asya Kıtasında 8 bin km’lik Hindistan ve Avrasya levhalarının çarpışmaktadır. Bu alanlar Dünya üzerindeki en büyük depremlere neden olmaktadır. Hint levhasının Avrasya levhasının altına girerek kıvrılması ile Dünya üzerindeki en yüksek yer şekillerini yani Himalaya Dağlarını oluşturmuştur. Bu büyük enerji birikimi bazen çok büyük depremlere neden olmaktadır. 

2015 yılında gerçekleşen 7.5 şiddettindeki Nepal depreminde tapınaklar, evler yıkılmış ve binlerce insan ölmüştür. 

Japonya kıyılarında ise iki levha birbirine doğru ilerlemektedir. Okyanus tabanında gerçekleşen bu oluşumdan birbirini iten levhalar okyanus tabanına doğru batmakta, gerilimden oluşan enerji birden boşalması ile büyük depremler ve büyük bir doğal afet olan tsunami oluşmasına neden olmaktadır.

2011 yılında meydana gelen bu iki levha sınırındaki deprem nedeni ile büyük bir tsunami oluşmuş ve Japonya’nın doğu kıyılarını vurmuştur. Tsunami 18 bin insanın ölümüne, yerleşim alanlarının kıyı ile birleşmesine ve Fukuşima Nükleer Santrali’nin zarar görmesi ile radyoaktif maddelerin atmosfere karışımasına neden olmuştur.

Dünya üzerinden aktif levha sınırlarından birisi de Batı Amerika kıyısında bulunan Kaliforniya Eyaletinde bulunmaktadır. San Andreas fayı olarak adlandıran bu levha sınırında levhalar yanal olarak birbirine sürtünerek hareket etmektedir. Sürtünme her zaman kusursuz bir şekilde gerçekleşmemektedir. Sürtünmede meydana gelen gerilim nedeniyle Kaliforniya Eyaleti her an patlamaya hazır bir bombanın üstünde gibidir.

Dünya üzerindeki levhalar sürekli hareket halinde. Yer yer yeryüzünü sallamaya devam ediyor. Levha sınırlarında ve çevresinde bulunan alanlar bu gerçekle yüzleşmeye devam edecekler.