Reklamlar

COĞRAFYA BİLİM

Yazar Arşivi


8 Ekim 2019 günü Meteoroloji Genel Müdürlüğü’den alınan İstanbul İli için aşağıdaki verilen verilerden hangisi İstanbul’un iklimiyle ilgilidir?

A) Maksimum rüzgar hızı 50 km/sa

B) Gün içinde sıcaklık en düşük 10°C en yüksek 15°C

C) Rüzgar yönü güneybatı (lodos)

D) Hava az bulutlu, yer yer yağışlı

E) Bu tarihte düşen ortalama yağış 5 mm

 

Çözüm : Soruyu doğru çözebilmek için öncelikle meteoroloji ile klimatoloji terimleri bilmemiz gerekiyor. Aslında soruyu anlamakta buradan geçiyor. Klimatoloji uzun yıllar süren, 30 yıllık, 50 yıllık verileri kullanarak belirli bölgedeki iklim hakkında veriler sağlar. Meteoroloji ise daha kısa vadede saatlik, günlük ve haftalık veriler konusunda tahminde bulunur. Buradan da anlayacağınız üzere  soruda biz “iklim” konusunda bilgi istemektedir. Bu da klimatolojinin alanına girmektedir. “E” seçeneği uzun yıllar boyunca elde edilen verilerin ortalaması alınarak 8 ekim günündeki ortalama yağış verilmiştir. Diğer seçeneklerdeki bilgiler meteorolojinin sunmuş olduğu verilerdir.

CEVAP : E 

 

Reklamlar

Dünyaya dışarıdan bakıldığında fark edilmeyen durum, üzerine bastığımız kara parçasının birbirinden ayrı levhalar halinde olduğudur. Var olan bu levhalar ise sürekli hareket halindedir. Büyük ve küçük levhalar halinde onlarca levha bulunmaktadır. Bu levhalar birbirinden uzaklaşan, birbirine yaklaşan ve bir birine yanal bir şekilde hareket göstermektedir.

Atlas Okyanusu’da bulunan iki levha birbirinden ayrılmaktadır. Yer katmanın bir altında yer alan mantodaki akımlar bu iki levhayı birbirinden ayrılmaktadır. Bu iki levha sınırında lav ve gaz çıkışları meydana gelmektedir.  Açılan levhalar arasına bu çıkan maddeler soğuyarak doldurmaktadır. Bu oluşumlar gibi zaman okyanus tabanında kalırken kimi zamanda okyanus üzerine çıkarak adalar oluşturmaktadır. İzlanda bu iki levhanın ayrıldığı çizgide bulunmaktadır. Bu oluşum İzlanda’nın her yıl 5 cm genişlemesine neden olmaktadır. Bununla birlikte adana depremlere, volkan patlamalarına ve gaz çıkışlarına neden olmaktadır. 

Depremlerin en şiddetli yaşanmış olduğu yerler levhaların birbirine doğru veya bir levhanın başka bir levhaya doğru hareket eden levha sınırlarında meydana gelmektedir. Bugün Asya Kıtasında 8 bin km’lik Hindistan ve Avrasya levhalarının çarpışmaktadır. Bu alanlar Dünya üzerindeki en büyük depremlere neden olmaktadır. Hint levhasının Avrasya levhasının altına girerek kıvrılması ile Dünya üzerindeki en yüksek yer şekillerini yani Himalaya Dağlarını oluşturmuştur. Bu büyük enerji birikimi bazen çok büyük depremlere neden olmaktadır. 

2015 yılında gerçekleşen 7.5 şiddettindeki Nepal depreminde tapınaklar, evler yıkılmış ve binlerce insan ölmüştür. 

Japonya kıyılarında ise iki levha birbirine doğru ilerlemektedir. Okyanus tabanında gerçekleşen bu oluşumdan birbirini iten levhalar okyanus tabanına doğru batmakta, gerilimden oluşan enerji birden boşalması ile büyük depremler ve büyük bir doğal afet olan tsunami oluşmasına neden olmaktadır.

2011 yılında meydana gelen bu iki levha sınırındaki deprem nedeni ile büyük bir tsunami oluşmuş ve Japonya’nın doğu kıyılarını vurmuştur. Tsunami 18 bin insanın ölümüne, yerleşim alanlarının kıyı ile birleşmesine ve Fukuşima Nükleer Santrali’nin zarar görmesi ile radyoaktif maddelerin atmosfere karışımasına neden olmuştur.

Dünya üzerinden aktif levha sınırlarından birisi de Batı Amerika kıyısında bulunan Kaliforniya Eyaletinde bulunmaktadır. San Andreas fayı olarak adlandıran bu levha sınırında levhalar yanal olarak birbirine sürtünerek hareket etmektedir. Sürtünme her zaman kusursuz bir şekilde gerçekleşmemektedir. Sürtünmede meydana gelen gerilim nedeniyle Kaliforniya Eyaleti her an patlamaya hazır bir bombanın üstünde gibidir.

Dünya üzerindeki levhalar sürekli hareket halinde. Yer yer yeryüzünü sallamaya devam ediyor. Levha sınırlarında ve çevresinde bulunan alanlar bu gerçekle yüzleşmeye devam edecekler.        


Bora rüzgarı katabatik bir rüzgar türüdür. Katabatik rüzgarlar, atmosferdeki soğuk havanın dikey olarak alçalması ile oluşmaktadır. Bu alçalma bazen binlerce metreyi bulabilir. Bu rüzgarların hızı saatte 300 km üzerine çıkabilmektedir. Bora rüzgarı katabatik rüzgarların en tipik örneğidir. 

Bora rüzgarı yılın her zamanında esen soğuk ve kurudur. En şiddetli dönemlerini kasım ve mart aylarında meydana gelmektedir.

Bora rüzgarı genellikle Adriyatik Denizi’nin doğu kısmındaki dağlardan, Dinar Alpleri’deki boşluklara doğru eser. Karadağlı Littoral , Dalmaçya , Istria , Rijeka , Slovenya Littoral , Trieste bölgelerinde hissedilir. 


2010 Ocak ayında tamamlanan Birleşik Arap Emirlikleri’nin Dubai kentinde yer alan Burç Halife dünyanın en yüksek binasıdır.

Burç Halife’yi krallığından edecek bina Suudi Arabistan’ın Cidde kentinde yükselmekte. 2019 yılında bitmesi beklenen Kingtom Tower (Krallık Kulesi) veya Cidde Kulesi dünyanın en büyük binası olacak. Kingtom Tower 1 kilometreden daha uzun olması ile dünyada tek olacak.

Bu gökdelenlerin yanında Sky City, Çin’in Changsha kentinde inşa edilmesi planlanan bir gökdelen projesiydi.  838 metre olması planlanan kule 210 gün gibi bir yılı bile geçmeyen zaman ile 2015 yılında bitirilmeyi hedeflenmişti. Ancak inşaat öncesi hazırlıklar ve izinler uzun sürdü ve 2013 yılı Ağustos ayında Çin Hükümet’i tarafından ilave onay talep edilerek durduruldu. Tamamlanmış olsaydı dünyanın 2. büyük binası olarak yerini alacaktı. Şuan ki yeri bir balık çiftliği olarak kullanılıyor.

Dünyanın En Yüksek Binaları

  1. Burç Halife : Dünya’nın insan eliyle inşa edilmiş zirvesidir. 828 metrede kendisini geçmeye çalışan kuleleri beklemektedir. 2010 yılında tamamlanmıştır.
  2. Makkah Royal Clock Tower Hotel : Mekke’nin hemen üstüne inşa edilen gökdelen, 601 metre yüksekliğindedir. 
  3. Taipei 101 : Tayvan’da yer alan bu gökdelen 508 metre ile Burç Halife yapılmadan önce dünyanın en yüksek binasıydı. 2004 yılında tamamlandı.
  4. Şangay Dünya Finans Merkezi : 2008 yılında hizmete açılan gökdelen 492 metredir. Tasarımı ile ödüller kazanmıştır. 
  5. Hong Kong Uluslararası Ticaret Merkezi : 484 metredir. 2010 yılında tamamlandı. 

Enlemler ve meridyenler dünyayı çevreleyen hayali çizgilerdir. Bunlar sayesinde dünya üzerinde koordinat sistemlerini kullanabiliyoruz. Aslında matematiksel olarak dünyamızı konumlandırmamızı sağlıyorlar. Her ne kadar görünmez olsalar da “0” derece enlemi (ekvator) dünyamızı yatayda kuzey ve güney olmak üzere iki parçaya ayırıyor. “0” derece meridyeni de dikeyde dünyamızı doğu-batı olarak ayırıyor. Bu değerler bilim insanları tarafından bir referans değeri olarak belirlenmiştir.

 Tuhaf olan ise 0° enlemi ile 0° boylamı çok az bilinen su kütlesinde kesişmesidir. Kesin olarak 0° enlemi ve boylamı Gana’nın 611 km güneyine, Gabon’un 1.078 km batısında yer almaktadır. Bu yer Atlantik Okyanusu’nda tropikal kuşakta yer alan Gine Körfezi’ne denk gelmektedir.


Filipinler, Pasifik Okyanusu’nun batısında bulunan Güneydoğu Asya ülkelerinden biridir. Üç ana ada olmak üzere 7.500’ün üzerinde irili uyaklı adalardan oluşmaktadır. Bir deniz ülkesi diyebiliriz. 

Filipinler’in güneyinde yer alan resmi dini İslam olan Malezya olmasına rağmen adaların bir çoğunda Roma Katolik Hristiyanlığı benimsenmiştir.2015 verilere göre ülkenin %80’ninden fazlası Katolik inancına sahiptir. Bunu Protestan Hristiyanlığı ve İslam inançları izlemektedir.

Roma Katolik Hristiyanlığı, coğrafi keşiflerde Portekizli kaşif Ferdinand Magellan tarafından tanıtılmıştır. Magellan asıl hedefi burası olmamasına rağmen bu Filipinler’in Cebu adalara gelmiştir. 2015 verilere göre ülkenin %80’ninden fazlası Katolik inancına sahiptir.

Protestanlık, 18. yüzyıl sonları ve 19. yüzyılın başlarında yapılan İspanyol-Amerikan Savaşı’ndan sonra Amerikalı misyonerler tarafından Filipinler’e tanıtıldı. Katolik inancından sonra %17 Protestanlık inancına inanan insan bulunmaktadır.

İslam, Hindistan bölgesinden ticaret yoluyla Simunul Adası’na yayılmıştır. İslam inancı, Katoliklik ve Protestanlıktan sonra Filipinler’deki en büyük üçüncü dindir. Kerîmü’l-Mahdûm Filipinler’de İslam dininin yayılması için 14.yüzyılda misyonerlik yapmıştır. 1380’de yapılan Kerîmü’l-Mahdûm Cami en Filipinlerin eski camisidir.


 Güneş dünyamızın tek enerji ve ısı kaynağıdır. Dünya’da görebildiğimiz her şeyi güneşe borçluyuz. Güneşten gelen ışınlar her rengi taşımaktadır. Güneş ışınları Dünya’nın atmosferine ulaşır ve havada bulunan partiküller ve gazlara maruz kalarak çeşitli yönlere dağılır. Güneş ışığı her ne kadar beyaz ışık gibi görünse de içinde bütün renkleri barındırır. Bu beyaz ışık bir prizmadan geçtiğinde tüm renklerine ayrılır. 

Işık enerjisi deniz dalgalanmaları gibi dalgalar halinde hareket eder. Bazı ışık dalgaları kısa bazıları ise uzun dalgalar şeklinde hareket eder. Bunu aşağıdaki resimde görebilirsiniz. 

Mavi ışık dalgaları, bu dalgalar arasında kısa dalgalı olarak hareket etmektedir. Kısa dalgalar ise uzun dalgalara göre daha çok dağılır. Bu nedenden dolayı gökyüzü çoğu zaman mavi olarak görürüz. Çoğu zaman diyoruz çünkü gökyüzü ışın kırılmalarına bağlı olarak bazen gri tonlarında bazen kızıl tonlarında olabilir. 


Reklamlar

Toplam Ziyarteçi Sayısı

  • 9.119.061 kişi

Diğer 1.783 takipçiye katılın

Reklamlar