Coğrafya Bilim

"Türkiye'nin En Büyük Akademik Coğrafya Sitesi"

Archive for Mayıs 2011

Matematik coğrafya

Posted by Geography Teacher, Özcan Mayıs 29, 2011


akademik coğrafya

Matematik Coğrafya
Matematik coğrafya, evreni, Güneş sistemini ve onun bir elemanı olan Dünyayı bir bütün olarak ele alan ve ölçümler yaparak bunlar üzerine elde ettiği bulguları sayısal yönden değerlendirip şekilleri, yapı, düzen ve ilişkileri ortaya koyar. Matematik coğrafya, kartoğrafya, hava fotoğrafları, uzaktan algılama ve coğrafi istatistik olarak alt dallara ayrılır.

Coğrafi Konum Kavramı

Dünya üzerinde herhangi bir noktanın yerinin belirlenmesine coğrafi konum denir.

1) Özel Konum

Bir yerin kendi özelliklerinden kaynaklanan özel konumudur. Denize yakın olmak, turizm, ticaret merkezlerine yakın olmak gibi.

Türkiye’nin Özel Konum Sonuçları

a) Asya ve Avrupa arasında geçiş konumunda bulunması
b) Üç tarafının denizlerle çevrili olması
c) Yer şekillerinin engebeli olması
d) Boğazlara sahip olması
e) Ortalama yükseltisinin fazla olması ve batıdan doğuya doğru akması
f) Kuzey Anadolu ve güney Anadolu dağlarının denize paralel, batı Anadolu dağlarının denize dik uzanması
g) Yer altı zenginliklerinin fazla olması

2) Matematik Konum

Dünya üzerindeki bir noktanın enlem ve boylam dereceleriyle yerinin belirlenmesine o yerin matematiksel konumu denir.

Türkiye’nin Matematiki Konumu ve Sonuçları

36-42 kuzey paralelleri ile 26-45 doğu meridyenleri arasında yer alan ülkemizin sahip olduğu matematik konum beraberinde şunları getirmiştir:

a) Ülkemizin kuzey-güney uzunluğu 666 km dir.
b) En güneyinin ekvatora uzaklığı 3996 km dir.
c) Dört mevsim belirgin olarak yaşanır.
d) Orta kuşağın güneyinde yer alır.
e) Kuzeye gidildikçe gece gündüz sürelerinin farkı artar, gölge uzunlukları artar.
f) Güneyden gelen rüzgarlar sıcaklığı yükseltir, kuzeyden gelen rüzgarlar sıcaklığı düşürür.
g) Yerşekillerinin güney yamaçları daha çok ısınır ve yerküreler güneye dönük kurulur.
h) Türkiyenin doğusu ve batısı arasında 19 boylam farkı ve 76’ zaman farkı vardır.
i) Doğu yarımkürede bulunur.

Paralel ve Meridyenler

Paraleller

Doğu batı yönünde uzanan ve birbirine eşit aralıklarla çizilen dairelerdir.

Paralellerin Özellikleri

1) Başlangıç paraleli ekvatordur. ‘’ 0 ‘’ dır.
2) Her paralel dairesi 1 derecelik aralıklarla çizilmiştir. 90 tane kuzeyde 90 tane güneyde olmak üzere 180 tanedir. İki tanesi nokta halindedir.
3) Ekvatordan kutuplara giderken paralellerin dereceleri büyürken uzunlukları küçülür.
4) Pareleller her yerde meridyenleri dik açılarla keserler.
5) İki paralel arasındaki mesafe her yerde aynıdır.
6) Kuzey paraleli kuzeye gidildikçe, güney paraleli güneye gidildikçe artar.
7) Bazı paralellerin özel isimleri vardır.

Özel Paraleller

0 Ekvator
23 27 kuzey yengeç dönencesi
23 27 güney oğlak dönencesi
66 33 kuzey kuzey kutup dairesi
66 33 güney güney kutup dairesi
180 kuzey kuzey kutup noktası
180 güney güney kutup noktası denir.
Paralellerin yardımıyla uzaklık hesapları

SORU: Aynı meridyen üzerinde bulunan H noktası ile K noktası arasındaki uzaklık 4440 km dir. H noktası kuzey kutup noktası olduğuna göre K noktası hangi paralel dairesi üzerinde yer alır.

4444: 111= 40
90-40= 50 kuzey paralelinde yer alır.

Kutup noktalarının özellikleri

1. En kısa paraleldir.
2. Termik yüksek basınç alanıdır.
3. Dünyanın dönüş hızı en azdır.
4. Kalıcı kar sınırı en alçak seviyededir.
5. Güneş ışınları en yüksek 23 27 en düşük 0 açıyla alır.

Meridyenlerin Özellikleri:

Meridyenler kutuptan kutba varan, ekvatoru dikine kesen hayali dairelerdir. Başlangıç meridyeni Londra nın Grenvech kasabasından geçer.

1.Başlangıç meridyeni İngiltere nin Grenvech kasabasından geçer. ‘’ 0 ‘’ dır.
2.180 adet doğuda 180 adet batıda olmak üzere toplam 360 tanedir.
3.Doğu meridyenlerinin doğuya gidildikçe batı meridyenleri de batıya gidildikçe rakamları artar.
4.Boyları birbirine eşittirler ve kutuplarda birbirlerine yaklaşarak birleşirler. ( 200000 )
5.Ardışık iki meridyen arası zaman farkı 4 dk dır. Ekvator üzerinde iki meridyen arası mesafe 111 km dir.
6.Bir meridyen yarı dairesinin tam daire yapan yarı daireye o meridyenin art meridyeni denir.

Enlem ve Boylam

Enlem

Dünya üzerindeki bir noktanın ekvatora olan uzaklığına denir.

Enlemin etkileri:

1.Güneş ışınlarını etkiler.
a) Alçak enlemlerden yüksek enlemlere giderken güneş ışınlarının düşme açıları küçülür.
b) Alçak enlemlerden yüksek enlemlere giderken ışınların geri yansıma miktarı artar.
c) Işınların atmosferde tutulma ve kaybolma miktarı artar.
d) Güneş ışınlarının aydınlattığı alan genişlerken enerjisi, tutulması ve kaybolması artar.
2.İklim ve bitki örtüsü değişir.
3.Tarımın yükselti sınırı değişir.
Yerleşme sınırı, kalıcı kar sınırı dünyanın dönüş hızı düşer.
Alçak enlemlerden yüksek enlemlere gidildikçe gün süresi uzar.
Tarım ürünü çeşitleri değişir.
Hayvan türleri değişir.
Giyim malzemeleri değişir.
Toprak çeşitleri değişir.
Yapı malzemeleri değişir.

Boylam

Dünya üzerindeki herhangi bir noktanın Grenvech ve eksene yapmış olduğu açısal değere denir.

Boylam ve Etkileri

Boylamın tek etkisi vardır yerel saat farkıdır.

Türkiye’nin Konumu

Matematik Konumu ve Etkileri

Türkiye, Kuzey Yarım Küre’de, 36-42 derece kuzey enlemleriyle 26-45 derece doğu boylamlarında arasında yer alır. Bu durumu ülkenin kutuptan çok Ekvator’a yakın olmasına ve ılıman kuşakta bulunmasına neden olmuştur. Bu durum, Türkiye’nin iklimi üzerinde etkili olmaktadır. Onun için Türkiye’nin iklimi ne kutup bölgelerindeki kadar soğuk, ne de ekvatoral bölgedeki kadar sıcak ve yağışlıdır.

Türkiye, 36° – 42° Kuzey paralelleri ile 26° 45° Doğu meridyenleri arasında yer alır. Diğer bir ifadeyle, Türkiye Ekvator’un kuzeyinde ve Greenwich’in doğusunda bulunan bir ülkedir. Türkiye’nin matematik konumunun sonuçları şöylece sıralanabilir:

– Doğu – batı istikametinde 76 dakika yerel saat farkı bulunur.
– Aynı anda tek ortak saat kullanılır. Çünkü doğu – batı yönünde fazla geniş değildir.
– Güneş ışınları hiçbir zaman dik açıyla gelmez.
– İki meridyen arası uzaklık yaklaşık olarak 85 – 86 km dir.
– Orta kuşakta yer alır.
– Mevsimler belirgin olarak görülür.
– Kışın cephesel yağışlar fazladır.
– Güneyden kuzeye gidildikçe güneş ışınlarının geliş açısı küçülür.
– Güneyden kuzeye gidildikçe cisimlerin gölge boyu uzar.
– Güneyden kuzeye gidildikçe gece – gündüz süreleri arasındaki fark artar.
– Kuzeyden esen rüzgârlar sıcaklığı düşürürken, güneyden esen rüzgârlar sıcaklığı yükseltir.
– Dağların güney yamaçları daha sıcaktır. Buna bağlı olarak güney yamaçlarda yerleşmeler fazladır

Özel Konum ve Etkileri

Türkiye özel konum bakımından çok çeşitli özelliklere sahiptir. Bunlar aşağıdaki başlıklar halinde belirtilir.

– Asya, Avrupa ve Afrika kıt’alarından oluşan ve Dünya Adası olarak isimlendirilen kara parçaları arasında menteşe durumundadır. Doğu ile batıyı, kuzey ile güneyi birbirine bağlar.

– Türkiye dünya üzerinde iki kıtada toprakları bulunan üç ülkeden (diğerleri Rusya Federasyonu ve Mısır’dır) biridir.

– Kafkas, balkan ve Orta Doğu ülkeleri arasındadır.

– Doğu Akdeniz’de bir yarım ada durumunda olup üç tarafı denizlerle çevrilidir.

– İstanbul ve Çanakkale boğazlarıyla Ege denizi üzerinden Akdeniz’e, oradan da okyanuslara bağlantısı vardır.

Türkiye çok çeşitli yönlerden bir köprü görevi yapar:

– Asya ile Avrupa Kıt’aları arasında,
– Avrupa ülkeleriyle Orta Doğu ülkeleri arasında,
– Batı ile Doğu ülkeleri arasında,
– Müslüman ülkeleri ile Hristiyan ülkeleri arasında,
– Sanayi ülkeleri ile petrol ve tarım ülkeleri arasında,
– Doğu kültürü ile Batı kültürü arasında,
– Serbest ekonomi düzeni uygulayan ülkelerle devletçi ekonomi düzeni uygulayan ülkeler arasında köprü görevi yapmaktadır.

Türkiye Asya ile Avrupa kıt’alarında bulunan sekiz ülke ile sınır komşusudur. Türkiye biri büyük (Anadolu) diğeri küçük (Trakya) iki yarımadadan oluşan bir ülkedir. Dünya üzerinde sayılı ülke, bu kadar çok ülkelerle sınır komşusudur. Çok ülkeyle sınır komşusu olmak, jeopolitik yönden olumsuz bir özelliktir. Ayrıca bu sınırların uzun olması ve topoğafik engellerin bulunmaması da Türkiye için sorunlar yaratmaktadır.

TÜRKİYE’NİN SINIRLARI

Bugünkü milli sınırlarımızın başlıca özelliklerini genel olarak şöyle özetlenebilir:

1. Deniz ve kara toplam uzunluğu 11.086 km dir. Bunun 8333 km si (%75.7) deniz sınırları, 2753 km si ise (%24.3), kara sınırlarından oluşur.
2. Sınırlarının uzunluğu bakımından Türkiye, dünyanın en uzun sınırlı ülkeleri arasında yer alır.
3. Türkiye kıyılarının büyük bölümünü Anadolu kıyıları oluşturur. Örneğin 8333 km lik toplam kıyı uzunluğunun sadece 786 km si (%9.4) Trakya ve 1067 km si (%12.8) adaların kıyı uzunluklarıdır. Oysa, Anadolu kıyılarının toplam uzunluğu 6480 km yi bulur.
4. İran sınırımız dışındaki kara sınırlarımız hemen tümüyle yakın tarihimizde belirlenmiştir.
5. Kara sınırlarımızda coğrafi anlamda, sadece İran Irak sınırları dogal sınır niteliği taşımaktadır. Diğerleri ise yer yer bazı engellerden geçmekle birlikte çoğunlukla yapay sınır niteliği taşırlar.
6. Sınırlarımızın bazıları (İran, Irak ve Yunanistan sınırlarında olduğu gibi) tamamen politik sınırlar olup Türk nüfusunun bütünlüğünü bölmüşlerdir. Örneğin, İran sınırı Güney Azerbaycan’ı, Irak sınırı Musul-Kerkük-Erbil ve dolaylarında Türklerin yaşadığı yerleri, Yunan sınırı ise Batı Trakya’yı Anadolu Türklerinden ayırmaktadır.

Türkiye’nin sekiz komşusu vardır. Bunları bulundukları bölgelere göre üç grupta toplayabiliriz

Balkan Ülkeleri

1. Yunanistan: 212 km lik uzunluğa sahiptir. Sınır Meriç Irmağının ağız kısmında başlar ve Türkiye-Yunanistan ve Bulgaristan sınırlarının kesişme noktasında son bulur.

2. Bulgaristan: 269 km lik uzunluğa sahip olan Bulgaristan sınırı Meriç ırmağının Türkiye girişinden başlar ve Karadeniz kıyılarında son bulur.

Kafkas Ülkeleri

1. Gürcistan: 276 km olan sınır Sarp Köyünden başlar ve Türkiye-Gürcistan ve Ermenistan kesişmesinde biter.

2. Ermenistan: Genel olarak Arpaçay ve Aras vadisini izleyerek Nahcivan-Türkiye sınırında biter.316 km uzunluğundadır.

3. Azerbaycan: Azerbaycan kendisine bağlı Nahcivan Özerk Cumhuriyeti vasıtasıyla Türkiye’ye komşudur.Türkiye-Nahcivan sınırı sadece 18 km uzunluğundadır.

Orta Doğu Ülkeleri

1. İran: Aras’ın ülkemizden ayrıldığı yöreden başlar ve Türk-İran-Irak sınırlarının kesişme noktasında biter.454 km uzunluğundadır.

2. Irak: Türkiye-İran sınırının bitiminden başlayarak Türkiye-Suriye-Irak kesişim noktasında biter.331 km uzunluğundadır.

3. Suriye: 877 km olan bu sınır kara sınırlarımızın en uzunudur edinmek istediğiniz bir konuya geçebilirsiniz..
Eksen Eğikliği ve Sonuçları

Dünya’nın eksen eğikliğinin anlaşılabilmesi için şu terimlerin bilinmesi gerekmektedir.

1. Ekliptik Düzlem (Yörünge Düzlemi): Dünya’nın Güneş etrafında izlediği yola Ekliptik Düzlem denir.

2. Ekliptik Eksen (Yörünge Ekseni): Ekliptik düzlemi dik kestiği kabul edilen hayali çizgiye Ekliptik Eksen denir.

3. Dünya’nın Ekseni: Kutuplardan ve yerin merkezinden geçtiği kabul edilen hayali çizgiye Dünya’nın Ekseni denir.

4. Ekvator Düzlemi: Dünya’yı iki eşit parçaya bölen hayali çizginin meydana getirdiği düzleme Ekvator Düzlemi denir.

Ekliptik eksen ile Dünya’nın ekseni birbiri ile çakışmaz aralarında 23° 27’ lık bir eğiklik vardır. Bu eğikliğe Dünya’nın Eksen Eğikliği adı verilir.

Eksen eğikliği, Dünya’nın hem kendi ekseni hem de Güneş etrafındaki hareketiyle hiçbir zaman değişmez. Sade-ce ekinoks tarihlerinde etkisi ortadan kalkar.

Eksen Eğikliğinin Sonuçları:

1. Mevsimlerin oluşmasına neden olur.
2. Bir noktaya düşen güneş ışınları yıl içerisinde değişir.
3. Bir noktaya dikilen çubuğun gölge boyu yıl içinde değişir.
4. Dönenceler ve Kutup Daireleri oluşur.
5. Kuzey ve Güney yarım kürelerde aynı anda farklı mevsimler yaşanır.
6. Aydınlanma dairesi sürekli yer değiştirir.
7. Gece ve gündüz süreleri uzayıp kısalır.
8. Mevsimlik sıcaklık ve basınç farkları oluşur.
9. Matematik iklim kuşakları meydana gelir.
10. Güneşin doğuş-batış saati ve yeri değişir.

Dünyanın Eksen Eğikliği İle İlgili İhtimaller:

a. Eksen Eğikliği Olmasaydı:

1. Güneş ışınları daima ekvatora dik açıyla gelirdi ve bu durum hiçbir zaman değişmezdi.
2. Mevsimler ortadan kalkardı.
3. Yıllık sıcaklık farkı meydana gelmezdi.
4. Aydınlanma çizgisi daima kutuplardan geçerdi.
5. Daima gece gündüz eşitliği yaşanırdı.
6. Güneşin doğuş batış yer ve saati değişmezdi.
7. Güneş ışınlarının öğle vakti gelme açıları değişmezdi.
8. Kutuplarda alaca karanlık yaşanırdı.
9. Dönenceler ve Kutup Daireleri ortadan kalkardı.
10. Matematik İklim kuşakları ortadan kalkardı.
11. Bitki ve hayvan türleri azalırdı.

b. Eksen Eğikliği 23° 27’ dan Fazla Olsaydı (33°):

1. Güneş ışınlarının dik açıyla geldiği saha genişlerdi.
2. Dönenceler 33° ve kutup daireleri 57° enlemlerinden geçerdi.
3. Kutup ve Ekvatoral kuşak genişler Orta kuşak daralırdı.
4. Güneş ışınlarının gelme açıları ve gölge boyları daha fazla değişirdi.
5. Yıllık sıcaklık farkları artardı.
6. Gece ile gündüz arasındaki fark artardı.
7. Ekvatoral Kuşakta sıcaklık değerleri azalırken, Kutup Kuşağında artardı. Orta Kuşakta ise yazlar daha sıcak, kışlar daha soğuk olurdu.
8. Aydınlanma çizgisi daha fazla yer değiştirirdi.

c. Eksen Eğikliği 23° 27’ dan Az Olsaydı (15°):

1. Güneş ışınlarının dik açıyla geldiği saha daralırdı.
2. Dönenceler 15° ve kutup daireleri 75° enlemlerinden geçerdi.
3. Kutup ve Ekvatoral kuşak daralır, Orta kuşak genişlerdi.
4. Güneş ışınlarının gelme açıları ve gölge boyları daha az değişirdi.
5. Yıllık sıcaklık farkları azalırdı.
6. Gece ile gündüz arasındaki fark azalırdı.
7. Ekvatoral Kuşakta sıcaklık değerleri yükselirken, Kutup Kuşağında düşerdi. Orta Kuşakta ise yazlar daha serin, kışlar daha ılık olurdu.
8. Aydınlanma çizgisi daha az yer değiştirirdi

Ekvator

Ekvator, dünyayı iki eşit parçaya ayırdığı kabul edilen yatay çizgiye denir. Başka deyişle, Kuzey ve Güney kutup noktalarına eşit uzaklıkta olan noktaların birleştirilmesiyle elde edilen çizgidir. Ekvator’un enlemi tanım gereği 0° dir. Dünyada ekvator çizgisinin uzunluğu 40,076 km. dir.

Ekvator’un Özellikleri

* En uzun paralel dairedir.
* Paralel dairelerin başlangıcıdır. (0° Paraleli dünyayı kuzey ve güney olmak üzere iki yarı küreye ayırır.)
* Güneş ışınlarını yaklaşık olarak 21 Mart ve 23 Eylül’de dik açı ile alır (Ekinoks).
* Çizgisel hızın en fazla, yerçekiminin en az olduğu yerdir.
* Üzerinde gece ve gündüz süreleri her zaman eşittir.
* Ekvator üzerinde meridyenlerin birbirlerine uzaklığı eşit ve 111Km. dir.
Mevsimlerin Oluşumu

MEVSİMLER VE ÖZELLİKLERİ

Mevsimler güneşin gün dönümü ve gece gündüz eşitliği noktaları arasından geçişleri arasındaki sürelerdir. Mev-simlerin oluşmasının temel sebebi eksen eğikliği ve Dünya’nın Güneş çevresindeki hareketidir. Her iki yarım kürede de mevsimler birbirinin tersi olarak yaşanır. KYK yazı yaşarken, GYK kışı yaşamaktadır. Aynı şekilde birinde sonbaharı yaşanırken diğeri de ilkbahar yaşanır.

Dünya’nın eksen eğikliği ve yıllık hareketine bağlı olarak dört önemli gün ortaya çıkar. Bu günler mevsim başlangıcı olduğu için Gündönümü adı da verilir. 21 Mart ve 23 Eylül Ekinoks tarihleri, 21 Aralık ve 21 Haziran Solstis tarihleridir.

Eğer eksen eğikliği olmasaydı, Dünya güneş etrafında do-lanırken, güneş ışınlarının yere düşme açısı değişmeyecek, sıcaklık değişimleri gerçekleşmeyecek, böylece mevsimler de oluşmayacaktı.

Gündönüm (solstis) tarihleri gündüz sürelerinin uzamaya veya kısalmaya döndüğü tarihlerdir. Ekinoks tarihleri ise güneş ışınlarının ekvatora dik düştüğü ve bütün dünyada gece ve gündüz sürelerinin eşit olduğu tarihlerdir.

21 MART (İLKBAHAR EKİNOKSU)

Dünya’nın yörünge üzerindeki konumu nedeniyle eksen eğikliğinin etkisi ortadan kalkar ve güneş ışınları ekvatora dik gelir.

1. Güneş ışınları ekvatora dik düşer.
2. Bütün dünyada gece ve gündüz eşitliği yaşanır.
3. Güneş her iki kutuptan da görünür. KKN’nda güneş doğmaya; GKN’nda güneş batmaya başlar.
4. Kuzey Yarım Küre’de ilkbahar, Güney Yarım Küre’de sonbahar başlangıcıdır.
5. Aydınlanma çemberi kutup noktalarından teğet geçer.
6. Kuzey Yarım Küre’de gündüzler gecelerden; Güney Yarım Küre’de geceler gündüzlerden daha uzun olur.
7. Bir meridyen üzerindeki bütün noktalarda güneş aynı anda doğup, aynı anda batar.
8. Gölge boyu ekvatorda 0, Ekvatorla 45° enlemi arasında cismin boyu gölgenin boyundan büyük, 45° enlemlerinde cismin boyu gölge boyuna eşit, 45°-90° enlemleri arasında ise gölge boyu cismin boyundan uzundur.

21 HAZİRAN (YAZ SOLSTİSİ)

Dünya’nın yörünge üzerindeki konumu ve eksen eğikliği nedeniyle KYK güneşe dönüktür ve güneş ışınları Yengeç Dönencesine dik gelir.

1. Güneş ışınları Yengeç Dönencesine dik düşer.
2. Ekvatordan güneye gidildikçe geceler uzar, gündüzler kısalır.
3. Ekvatordan kuzeye gidildikçe gündüzler uzar, geceler kısalır.
4. Kuzey Yarım Küre’de yaz, Güney Yarım Küre’de kış başlangıcıdır.
5. Aydınlanma çemberi kutup dairelerine teğet geçer.
6. Kuzey Kutup Dairesi’nin tamamı güneşi görürken, Güney Kutup Dairesi’nin tamamı karanlıkta kalır.
7. Güneş KYK’nde ufuk düzlemi üzerindeki en yüksek, GYK’nde en alçak konumuna gelir.
8. Gölge boyu KYK’nde en kısa, GYK’nde en uzun durumdadır.
9. KYK’de en uzun gündüz, en kısa gece; GYK’de en kısa gündüz, en uzun gece yaşanır.
10. Bu tarihten sonra KYK’de gündüzler kısalmaya, geceler uzamaya; GYK’de gündüzler uzamaya, geceler kısalmaya başlar.
11. Bu tarihten sonra KYK’de güneş ışınlarının geliş açıları küçülmeye; GYK’de büyümeye başlar.

23 EYLÜL (SONBAHAR EKİNOKSU)

Dünya’nın yörünge üzerindeki konumu nedeniyle eksen eğikliğinin etkisi ortadan kalkar ve güneş ışınları ekvatora dik gelir.

1. Güneş ışınları ekvatora dik düşer.
2. Bütün dünyada gece ve gündüz eşitliği yaşanır.
3. Güneş her iki kutuptan da görünür. KKN’nda güneş batmaya; GKN’nda güneş doğmaya başlar.
4. Kuzey Yarım Küre’de sonbahar, Güney Yarım Küre’de ilkbahar başlangıcıdır.
5. Aydınlanma çemberi kutup noktalarından teğet geçer.
6. Kuzey Yarım Küre’de geceler gündüzlerden; Güney Yarım Küre’de gündüzler gecelerden daha uzun olur.
7. Bir meridyen üzerindeki bütün noktalarda güneş aynı anda doğup, aynı anda batar.
8. Gölge boyu ekvatorda 0, Ekvatorla 45° enlemi arasında cismin boyu gölgenin boyundan büyük, 45° enlemlerinde cismin boyu gölge boyuna eşit, 45°-90° enlemleri arasında ise gölge boyu cismin boyundan uzundur.

21 ARALIK (KIŞ SOLSTİSİ)

Dünya’nın yörünge üzerindeki konumu ve eksen eğikliği nedeniyle GYK güneşe dönüktür ve güneş ışınları Oğlak Dönencesine dik gelir.

1. Güneş ışınları Oğlak Dönencesine dik düşer.
2. Ekvatordan kuzeye gidildikçe geceler uzar, gündüzler kısalır.
3. Ekvatordan güneye gidildikçe gündüzler uzar, geceler kısalır.
4. Kuzey Yarım Küre’de kış, Güney Yarım Küre’de yaz başlangıcıdır.
5. Aydınlanma çemberi kutup dairelerine teğet geçer.
6. Güney Kutup Dairesi’nin tamamı güneşi görürken, Kuzey Kutup Dairesi’nin tamamı karanlıkta kalır.
7. Güneş GYK’nde ufuk düzlemi üzerindeki en yüksek, KYK’nde en alçak konumuna gelir.
8. Gölge boyu GYK’nde en kısa, KYK’nde en uzun durumdadır.
9. GYK’de en uzun gündüz, en kısa gece; KYK’de en kısa gündüz, en uzun gece yaşanır.
10. Bu tarihten sonra GYK’de gündüzler kısalmaya, geceler uzamaya; KYK’de gündüzler uzamaya, geceler kısalmaya başlar.
11. Bu tarihten sonra GYK’de güneş ışınlarının geliş açıları küçülmeye; KYK’de büyümeye başlar.

NOT 1: 21 Mart-23 Eylül tarihleri arasında Kuzey Kutup Noktası 6 ay gündüz, Güney Kutup Noktasında ise 6 ay gece yaşanır. 21 Eylül-Mart23 tarihleri arasında Kuzey Kutup Noktası 6 ay gece, Güney Kutup Noktasında ise 6 ay gündüz yaşanır.

NOT 2: Güneş ışınları dönenceler arasındaki her noktaya yıl içerisinde iki defa dik düşerken, dönencelere bir defa dik düşer.

Güneş Işınlarının Geliş Açısının Hesaplanması:

1. Güneş ışınlarının hangi enleme dik düştüğü bilinecek.
2. Düşme açısı sorulan yerin enlemi ile güneş ışınlarının dik düştüğü nokta arasındaki enlem farkı bulunacak.
3. Bulunan enlem farkı 90° den çıkarılacak.

Örnek: Güney Yarım Küre’de gündüzlerin kısalmaya başladığı tarihte Türkiye’nin en kuzeyine güneş ışınları kaç derecelik açı ile düşer.

Çözüm: Bu tarih 21 Aralıktır ve güneş ışınları Oğlak Dönencesine dik düşer.

42 + 23 = 65 ? 90 – 65 = 25
21 Aralık tarihinde Türkiye’nin en kuzeyi olan 42° kuzey enlemine güneş ışınları 25° lik bir açıyla düşerler.

Gece – Gündüz Durumu:

1. Eğer Dünya’nın günlük hareketi olmasa sürekli bir yüzünde gündüz bir yüzünde gece yaşanırdı.

2. Dünya’nın yıllık hareketi ve eksen eğikliği nedeniyle gece gündüz sürekli uzayıp kısalır.
? Ekvatorda yıl boyunca 12 saat gece, 12 saat gündüz yaşanır.
? Türkiye’de gece gündüz arasındaki fark 16 saate 8 saat olarak yazla kış arasında değişir.
? 66° 33’ enleminde 24 saat gece ve 24 saat gündüz yaşanır.
? 90° enleminde ise 6 ay gece ve 6 ay gündüz yaşanır.

3. Dünya’nın eksen eğikliği olmasaydı sürekli 12 sat gece 12 saat gündüz yaşanırdı..

4. 21 Aralıkta Kuzey Kutup Noktası’na gidildikçe gündüzler kısalır, Güney Kutup Noktası’na gidildikçe gündüzler uzar. 21 Haziran tarihinde ise tam tersi yaşanır.

5. Dünya’nın dönüş hızının kutuplara doğru gittikçe yavaşlamasından dolayı, Güneş’in doğma ve batma süreleri kutuplara doğru gittikçe uzar.

Yerel ve Ortak Saat

Yerel Saat

• Güneşin gökyüzündeki durumuna göre ve yeryüzündeki cisimlerin gölge boyuna göre ayarlanan saate yerel saat denir.

• *Yani güneşin en tepede olduğu ana ya da gölge boyunun en kısa olduğu ana öğle vakti denir.(yarı gün)

Özellikleri:
• 1)Aynı meridyen üzerinde bulunanbütün noktalarda yerel saat aynıdır.
• 2)360 tane yerel saat vardır.
• 3)Her meridyenin yerel saati arasında 4 dak. Zaman farkı vardır.
• 4)Namaz, sahur ve iftar vakitlerinin tespitinde kullanılır.

Ortak (Ulusal – Milli) Saat

Çalışma hayatında, yerel saatlerin hepsini kullanmak mümkün değildir. Ticari ve ekonomik ilişkilerin kolaylaştırılması, haberleşme ve ulaşım hizmetlerinin hızlı ve düzenli bir şekilde yapılabilmesi için, yerel saatten farklı olarak, ortak saat ya da ulusal saat uygulamasına ihtiyaç duyulmuştur. Bu nedenle her ülkenin, kendisine en uygun meridyenin yerel saatini bütün ülke sınırlarında geçerli hale getirmesiyle oluşan saate ortak saat adı verilmektedir.

Doğu – batı doğrultusunda geniş olan ülkeler (A.B.D, Kanada, Çin, vb.) aynı anda birden çok ortak saat kullanırlar. Ancak doğu – batı yönünde dar olan ülkeler (Türkiye, İtalya, Bulgaristan, İspanya, vb.) ise aynı anda tek ortak saat kullanırlar.

Türkiye’de, 1978 yılına kadar, 2. saat diliminde yer alan 30° Doğu meridyeninin yerel saati ortak saat olarak kullanılmıştır. 1978 yılından sonra, güneş ışınlarından daha fazla yararlanarak enerji tasarrufu sağlamak amacıyla, ileri ve geri saat uygulamasına geçilmiştir. Şöyle ki;

• Yaz döneminde 3. saat dilimine giren 45° Doğu meridyeninin yerel saati esas alınarak ileri saat uygulamasına geçilmiştir.
• Kış döneminde ise 2. saat dilimine giren 30° Doğu meridyeninin yerel saati esas alınarak geri saat uygulamasına geçilmektedir.

(Yazının devamı tekrar niteliğindedir)

• Bir ülkede zaman karışıklığını önlemek için herhangi bir meridyenin yerel saatinin bütün ülkelerde geçerli hale getirilmesiyle oluşan saate ortak saat denir.

Neden ortak saat?

Haberleşme ve ulaşım sistemlerinin hızlı ve düzenli bir biçimde yapılabilmesi için ortak bir saate ihtiyaç duyulmuştur.

UYARI: Doğu- Batı doğrultusunda geniş olan ülkelerde aynı anda birden fazla ortak saat kullanılır.(Rusya, ABD, Kanada vb.) Ancak Doğu- Batı doğrultusunda dar olan ülkelerde ise tek ortak saat kullanılır.(Şili, Bulgaristan)

Ülkemiz Doğu- Batı doğrultusunda geniş alan kaplamadığından tek bir ortak saat kullanılır. Ancak 1978’den itibaren Güneş ışığından daha fazla faydalanmak, enerji tasarrufu sağlamak amacıyla ileri-geri saat uygulamasına geçilmiştir. Ülkemizde:

• Kış Dönemi(23 Eylül- 21 Mart): 2. Saat dilimine giren 300 Doğu meridyeninin yerel saati esas alınarak geri saat uygulamasına geçilmiştir.
• Yaz Dönemi(21 Mart- 23 Eylül): 3. Saat dilimine giren 450 Doğu meridyeninin yerel saati esas alınarak ileri saat uygulamasına geçilmiştir.

Saat Dilimleri (Uluslararası Saat)

Bilim ve tekniğin hızla gelişmesiyle ülkeler arası ekonomik ve siyasi ilişkilerin artması, buna bağlı olarak iletişimin hızlı olması uluslararası saatin doğmasına yol açmıştır. Bu sebeple saat dilimleri oluşturulmuştur. Dünya üzerinde 24 saat dilimi vardır.

Tarih Değiştirme Çizgisi

Dünya’nın doğu ve batı yarım kürelerinin uç noktaları arasında bir günlük zaman farkı vardır. Bu nedenle, Başlangıç meridyeninin devamı olan 180° meridyeni, tarih değiştirme çizgisi olarak kabul edilmiştir.

• 180° boylamının batısına doğru gidildiğinde, Doğu Yarım Küre’ye geçildiği için, tarih 1 gün ileridir.

• 180° boylamının doğusuna doğru gidildiğinde, Batı Yarım Küre’ye geçildiği için, tarih 1 gün geridir.

Zaman Hesaplamaları

Yerel saat problemleri

Yerel saat problemlerinde şu yol takip edilir:

a. İstenilen merkezlerin her ikisi de Greenwich’in batısında ya da doğusunda ise, boylam numarası büyük olandan küçük olan çıkarılır. İstenilen merkezlerden birisi Greenwich’in doğusunda diğeri batısında ise boylamlar toplanır.

D – D = …… X 4 Dakika = …… Dakika (İki nokta arasındaki zaman farkıdır.)
B – B = …… X 4 Dakika = …… Dakika (İki nokta arasındaki zaman farkıdır.)
D + B = …… X 4 Dakika = …… Dakika (İki nokta arasındaki zaman farkıdır.)

Not: Daha doğuda olan noktanın saati daima ileridir. Eğer istenilen nokta doğudakiyse verilen saatle fark toplanacaktır.Eğer batıdaki yerin saati soruluyorsa çıkarılarak saat bulunacaktır.

Buna göre;
– Boylam farkı bulunur.
– Bulunan boylam farkı sabit zaman farkı olan 4 ile çarpılarak yerel saat farkı hesaplanır.

b. Dünya batıdan doğuya doğru döner. Bu nedenle, doğuda yerel saat batıya göre daima ileridir. Batıda ise yerel saat doğuya göre daima geridir.

Buna göre;
– Batıdaki bir noktanın yerel saati verilecek, doğudaki bir noktanın yerel saati sorulacak olursa, doğuda yerel saat daima ileri olacağından aradaki yerel saat farkı toplanır.
– Buna karşılık, doğudaki bir noktanın yerel saati verilir, batıdaki bir noktanın yerel saati sorulursa, batı daima geri kalacağından aradaki yerel saat farkı çıkarılır.

2. Güneş Problemleri

Güneş’in doğma ve batma saati ile ilgili problemlerde şu yol takip edilir:

a. Yerel saat problemlerinde anlatıldığı gibi iki nokta arasındaki yerel saat farkı bulunur.

b. Dünya, batıdan doğuya doğru döndüğü için, doğuda Güneş batıya göre daima erken doğar, batar. Batıda ise Güneş, doğuya göre daima geç doğar, batar.

Buna göre;
– Batıdaki bir noktada Güneş’in doğma saati verilir, doğudaki bir noktada Güneş’in doğma saati sorulursa, doğuda Güneş erken doğacağından aradaki yerel saat farkı çıkarılır.
– Eğer tersi sorulursa, batıda Güneş geç doğacağından aradaki yerel saat farkı toplanır.

Hesaplamada İzlenilecek Yol

Yerel Saat : Bir noktada Güneş’in gökyüzündeki konumuna göre belirlenen saate yerel saat denir. Aynı boylam üzerindeki noktalarda yerel saat aynıdır. Herhangi bir meridyenin Güneşin tam karşısına geldiği an, meridyen üzerindeki tüm noktalarda yerel saat 12.00′dir.

Güneş, doğudaki bir noktada batıdaki yerlere göre daha önce doğar ve daha önce batar; bu nedenle yerel saat doğudaki yerlerde daha ileridir.

Yerel Saat Hesaplamalarında İzlenecek Yol

• Meridyen farkı hesaplanır.

• Meridyenler başlangıç boylamına göre aynı yönde ise çıkarma, farklı yönde ise toplama işlemi yapılarak meridyen farkı bulunur.

• Zaman farkı hesaplanır.

• Birbirini izleyen iki meridyen arasındaki zaman farkı 4 dakikadır. Meridyen farkı ile 4 dakika çarpılarak zaman farkı bulunur.

• Zaman farkı soruda verilen yerel saate eklenir veya çıkartılır.

• Doğuda olan bir yerin yerel saati ileridir. Bu nedenle soruda verilen yerin yerel saati ileri ise zaman farkı çıkarılır, yerel saati geri ise zaman farkı eklenir.

Örnek : 20. Doğu meridyeni üzerindeki A noktasında yerel saat 21.00 iken, B noktasının yerel saati kaçtır? Çözüm :

Meridyenler başlangıç boylamına göre aynı yönde oldukları için çıkarma işlemi yapılır.
Meridyen farkı = 40 – 20 = 20 meridyen
Zaman farkı = 4 * 20 = 80 dakika ise 80 / 60 = 1 saat 20 dakika
B noktası A noktasına göre daha doğuda olduğu için yerel saati ileridir.
B’nin yerel saati = 21.00 + 01.20 = 22.20 dir.

Güneş’in Doğuş veya Batış Saatinin Bulunması

Bir noktada Güneş’in doğuş veya batış saati verildiğinde, aynı paralel üzerinde bulunan başka bir noktada Güneş’in doğuş veya batış saatini bulmak için,

• Aradaki zaman farkı bulunur.
• Güneş doğudaki yerlerde daha erken doğup battığı için, Güneş’in doğuş ve batış saatinin sorulduğu nokta doğuda ise zaman farkı verilen saatten çıkarılır. Sorulan nokta batıda ise zaman farkı verilen saate eklenir.

UYARI : Meridyenler, Greenwich’e (0°) göre farklı yönde ise, meridyen farkını bulmak için toplama işlemi yapılır.

UYARI : 21 Mart ve 23 Eylül tarihlerinde (ekinokslarda) bir yerdeki Güneş’in doğuş veya batış saati verilirse, bir başka yerdeki Güneş’in doğuş veya batış saati bulunabilir. Çünkü bu tarihlerde gece – gündüz süreleri eşit olduğu için Güneş doğduktan 12 saat sonra batar ve battıktan 12 saat sonra doğar.

Saat Dilimleri

Dünya 15 derecelik aralıklarla 24 saat dilimine ayrılmıştır. Her saat diliminin ortasından geçen meridyen o saat dilimini kullanan ülkelerin ortak saat ayar meridyenidir. Türkiye 2. Ve 3. Saat dilimlerinde yer alır.

UYARI : Bir ülkede birden çok saat dilimi kullanılması için, ülkenin doğu – batı doğrultusunda en az 2 saat dilimini kapsayacak kadar geniş olması gerekir.

Reklamlar

Posted in Ülkeler Coğrafyası, Coğrafi Bilgi Sistemi(CBS), Coğrafya Dökümanlar, Coğrafya Konu Anlatımı, Dökümanlar, Fiziki Coğrafya, Harita Bilgisi, Lise 1 Dersleri, Lise 2 Dersleri, Lise 3 Dersleri, Lise 4 Dersleri, Matematik coğrafya | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 2 Comments »

Göç Nedir Çeşitleri Nelerdir ?

Posted by Geography Teacher, Özcan Mayıs 29, 2011


Göç Nedir Çeşitleri Nelerdir ?

        

              Göç: İnsanların doğal, ekonomik, sosyal ve siyasal nedenlerden dolayı sürekli yaşadığı yerlerden başka yerlere tolu olarak veya bireysel olarak yerleşmeleri olayına Göç denir.

Göç olayının temelindeki faktör insanların geçimlerini sağlamak için tarım, hayvancılık, açısından elverişli yerleri elde etme isteğidir. İnsanların nüfusları artınca doğal kaynaklar artan nüfusu beslemekte yetersiz olduğu yerlerden, tarım hayvancılık potansiyeli fazla olan yerlere doğru gitmektedirler.

Göçler bireysel veya toplu olabilir. Bu olay sürekli veya geçici olabilir. Göç olayları bazen gönüllü, bazen de zorunlu olabilir. Göçler bazen kısa mesafeli olduğu gibi, bazen de uzun mesafelerde gerçekleşebilir.

Göç İle ilgili kavramlar:

Net göç: Belirli bir alanın aldığı göçle verdiği göç arasındaki farktır. Belirli bir alanın aldığı göç verdiğinden fazla ise net göç vardır.
İç göç: Ülke sınırları içindeki belirli alanlar (il, bölge v.b.) arasındaki nüfus hareketliliği iç göç olarak tanımlanmaktadır.
Mevsimlik Göç: Kırsal kesimdeki bazı ailelerin büyük şehirlere, tarımın yoğun olarak yapıldığı yerlere, yaz turizminin geliştiği yerlere bir müddet çalışmak üzere göç etmeleri ile gerçekleşir.
Dış Göç: Bir ülkeden diğer bir ülkeye yapılan göçlere dış göç denir.
Alınan göç: Ülke sınırları içindeki, belirli bir alana diğer alanlardan gelen göçtür.
Verilen göç: Ülke sınırları içindeki belirli bir alandan, diğer alanlara giden göçtür.
Yurt dışından gelen göç: Nüfus sayımında ülke sınırları içinde ikamet ettiği halde beş yıl önce yurt dışında ikamet eden nüfustur.

Göçlerin coğrafya açısından önemi:

1- Nüfusu artırma ve azaltma etkisi vardır. Bir bölgedeki nüfusun, artmasında veya azalmasında göçlerin büyük etkisi vardır.
2- Nüfusun dağılışını etkileyerek coğrafyayı değiştirmektedir. Bu yüzden de coğrafyanın konusunu oluşturur.

Geçmişten günümüze göç hikâyeleri:

1-Türklerin Anayurdu Orta Asya’dan Göçü:
Türklerin ilk yurdu: Türklerin ilk ve anayurdu Orta Asya’dır. Orta Asya’nın sınırları şöyledir: Doğuda Kingan ( Kadırgan ) Dağları, Güneyde Hindikuş, Karanlık dağları, Batıda Hazar Gölü, Kuzeyde Sibirya ovaları ile çevrili toprak parçasıdır.
Türklerin burada yaşayışları
Türklerin Orta Asya‘da ki yaşayışlarının, bulundukları yerin iklimi, bitki örtüsü ve yeryüzü şekilleri belirlemişti. Bu nedenle Türkler, ana yurtta, tarım ticaret ve daha çok hayvancılıkla geçinirlerdi.

Türklerin Yerleştikleri Bölgeler

Orta Asya ‘da yaşayan Türkler çeşitli nedenlerle ana yurtlarından göç ettiler. Tarihte buna Büyük Göçler diyoruz. Göçlerin en büyük nedeni ekonomik nedenlerdir. Dünyada iklim şarlarının değişmeye başlaması ile Buzulların kuzeye ekilmesi ile Orta Asya da sıcaklığın artması kuraklık ve çölleşmeye yol açmıştır. Yurtlarında iklim değişikliği sonucu oluşan kuraklık, toprakları verimsizleştirdi. Ortaya çıkan geçim sıkıntısı ve artan nüfusa toprakların yetmemesi göçe neden olmuştur. Çoğunluğunu Türklerin oluşturduğu insan grupları çeşitli yönlere doğru göç etmişlerdir.
Türk Göçlerinin nedenlerini;
1-İklim koşulları ve ekonomik güçlükler,
2- Türk boyları arasındaki mücadeleler ve dış baskılar
3- Atın evcilleştirilmiş olması, araba ve tekerleğin bilinmesi göçleri kolaylaştırmıştır.

Göç Yolları:

Göç eden Türklerin bir kısmı Maveraünnehir’e ( Seyhun – Ceyhun arası ),
Bir kısmı Ural dağları ile Volga ( İtil ) ırmağı boylarına gittiler.
Doğuya gidenler ise Altay dağları taraflarına, başkaları da Çin’de Kansu bölgesine ve Uzak doğu ülkelerine,
Güneye gidenler ise Hindistan, Afganistan ve Çin’e yerleştiler.
Kuzeye gidenler Sibirya’ya,
Batıya gidenlerin bir kısmı Hazar denizi’nin kuzeyinden Karadeniz’in kuzeyi ve Avrupa’ya, Bir kısmı da Hazar Denizi’nin Güneyinden İran, Irak, Suriye, Mısır, Anadolu’ya doğru oldu.
Göçler uygarlıkların yayılmasına yeni kültürlerin doğmasına neden oldu. Göç etmeyen Türk boyları yurtta kaldılar, burada devletler kurdular.
Göç eden kavimler ise gittikleri bölgelerdeki kavimleri sıkıştırarak onları da göçe zorladılar.

Kavimler Göçü:
Asya Hun Devleti’nin yıkılmasından sonra Hunlar dağıldı. Hunlar’ın bir bölümü Balkaş gölü ile Aral gölü arasındaki topraklarda yaşamaya devam etti. Aral gölü civarında 200 sene kadar hayatlarını sürdüren Batı Hunlarının nüfusları arttı. Toprakları yetersiz kalmaya başladı. Başka Türk Boylarının katılmasıyla güçlendiler. MS. 374 yılında Volga (İtil) nehrini aşarak Batı’ya (Avrupa’ya) doğru ilerlemeye başladılar.
Bu yıllarda, Karpat Dağlarının kuzeyinde Lombardlar, Güney Rusya`da Ostrogotlar ve Vizigotlar, Macaristan’da Vandallar Ren ve Elbe arasında Angıllar ve Saksonlar Yukarı Ren boylannda Franklar Tuna ve Ren nehrinin kesiştiği mıntıkada ise Almanlar yaşamakta idiler.
Türklerin bu ilerlemeleri karşısında önlerinde bulunan Vizigot, Ostrogot, Vandal, Sakson, Frank, Germen gibi birçok kavim hareketlenerek Türklerden kaçmaya başladılar. Hun baskısı karşısında bu saydığımız gruplar Roma topraklarına girdiler. Romalılar kendilerinden olmayan bu insanlara barbar diyorlardı. Barbar akınları Roma’da büyük bir yıkıma yol açtı.
Böylece Batı Hun Türklerinin, sebep olduğu Avrupa’nın siyasi haritasının değişmesine neden olan ve toplumları etkileyen bu olaya tarihte Kavimler Göçü denir ( 375 ).
Bu arada Angıllar ve Saksonlar Büyük Britanya adasına, Franklar Fransa`ya, Gotlar İspanya’ ya, diğer kavimler de uygun yerlere giderek batının bugünkü etnik ve siyasal yapışını oluşturmaya başladılar. Yurt bulmak isteyen büyük nüfus hareketlerinin yarattığı siyasal istikrarsızlık ve terör uzun yıllar etkinliğini sürdürdü. İnsanlığın en uzun dönemi olan ilk çağ, bu karmaşa içinde sessizce kapanırken tüm Orta Çağ boyunca etkinliğini sürdürecek olan Feodalizm kökleşmeye başladı.
Kavimler göçü sonunda
1)- Roma İmparatorluğu; Doğu ve Batı Roma İmparatorluğu olmak üzere ikiye ayrıldı.(395). Batı Roma İmparatorluğu 476 yılında bu Germen kavimleri tarafından yıkıldı.
2)- Avrupa’nın etnik yapısı değişti. (Germen kavimlerinin Avrupa’daki yerli kavimlerle karışması sonucu yeni milletler ortaya çıktı.)
3)- Bu göçlerin sonunda Tuna nehri boylarına kadar gelen Türkler Avrupa’da Batı Hun Devleti’ni (Avrupa Hun) kurdular.
4)- İngiltere, Fransa gibi Avrupa devletlerinin temeli atıldı.
5)- Avrupa’da Feodalite ( Derebeylik) rejimi ortaya çıktı.
6)- İlk çağ kapandı, Ortaçağ başladı.

YENİ DÜNYAYA GÖÇLER:
Coğrafi keşifler: Coğrafi Keşifler, 15.yüzyıl ve 16. yüzyıllarda Avrupalılar tarafından yeni ticaret yollarının bulunması amacıyla başlattıkları ve yeni okyanusların ve kıtaların bulunmasıyla gerçekleşmiş olan keşifleri ifade eder. Bu keşifler özellikle 15.yüzyıldan itibaren açık bir şekilde ekonomik nedenlerden kaynaklanmıştır.
Keşfedilen yerlere, özellikle Amerika’ya Avrupa’dan pek çok insan göç etti. Avrupa kültür ve uygarlığı yeni yayılma alanları buldu.
İşte bu keşifler sonunda bulunan yeni kıtalara veya kara parçalarına başta Amerika olmak üzere Avrupa’dan göçler başladı. Yaklaşık 60 milyon insan bu nedenle yer değiştirdi.
Avrupalılar keşifler sonucunda yeni kıtalara yayılma ve onların zenginlik kaynaklarını ele geçirme olanağı elde etmiştir. Avrupa düşüncesi ve kültürü, evrensel bir değer olarak bu süreçten itibaren yayılmaya ve egemen kılınmaya başlanmıştır. Bunu yaparken Avrupalılar, yerli halkları ve yerel yaşamı dağıtmış ve hatta yok etmiş, Avrupa kültürünü egemen kılma sürecini şekillendirmiştir.Klasik Sömürgecilik olarak bilinen sömürgecilik süreci bu dönemle başlamıştır. Avrupalılar keşfedilen kıtalarda koloniler kurmuşlardır. Özellikle İngiliz ve Fransızlar kuzey Amerika’da, İspanyollar ise Güney Amerika’da koloniler kurdular.
Bu göçlerle Amerika’da yeni devletlerin kurulması dünya tarihinde önemli değişmelere neden oldu. Özellikle sanayi inkılâbı sonucu gelişen teknoloji ile bu kıtaya göçler yoğunlaştı.

Avrupa’dan Amerika’ya insanların gitme nedenleri;

1- Siyasi baskılardan kaçmak ve özgürlük ortamından faydalanmak,

2- Dini inançlarını özgürce yaşayabilmek

3- Yenidünyanın yeni ortamını tanımak ve maceraya atılmak,

4-Kendi ülkelerinde bulamadıkları ekonomik ve sosyal imkânları yakalayabilmek için gitmişlerdir.

MÜBADELE GÖÇLERİ: ( Yer Değiştirme) :
Bir antlaşmanın esaslarına dayanılarak yapılan, ülke nüfuslarının karşılıklı olarak yer değişmesi ile oluşan göçlerdir. Örneğin Kurtuluş Savaşı sonrası Yunanistan ile yapılan anlaşmalarla ülkemizde yaşayan Rumlar ile Yunanistan’daki Türkler arasında yer değiştirme göçleri yaşanmıştır.
Lozan Barış Antlaşması ile Türkiye ile Yunanistan arasında nüfus mübadelesi protokolü imzalanmıştır. Bu göçler Romanya ile Bulgaristan arasında da olmuştur. Bu protokol ile İstanbul’daki Rumlar ile Batı Trakya’daki Türkleri kapsamıştır.
Bu protokol ile Yunanistan’dan 400.000 Türk Türkiye’ye, Buna karşılık Türkiye’den 150.000 Rum Yunanistan’a gitmiştir. Bu göçler insanların gönüllü olarak yaptıkları göç hareketleri olmayıp, zorunlu göçlerdir.

Beyin göçü:
Bilim ve tekniğin gelişmesine katkıda bulunabilecek nitelikteki elemanları çalışmak üzere başka ülkelere göç emesi olayına Beyin Göçü denir.

İyi eğitilmiş elemanların daha iyi çalışma olanakları sağlayan ülkelere gitmesiyle oluşan göçlerdir. Az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelerin nitelikli kişilerinin sanayileşmiş ülkelere gitmesidir. Örneğin II. Dünya Savaşı sırasında Alman bilim adamlarının ABD’ye göçü bu türdendir.
Göç veren ülkeler açısından en büyük kayıp olarak değerlendiren göçtür. Ekonomisi gelişmemiş ülkelerin yüksek paralar harcayarak yetiştirdiği elemanlar ellerinden kaçmaktadır. Ülkeler arasında gelişmişlik farkının artmasına neden olmaktadır. Zor şartlarda yetiştirdikleri kaliteli elemanları kaybeden gelişmekte olan ülkelerin kalkınmaları yavaşlamaktadır.
Özellikle beyin göçü 1960 yıllardan itibaren artmaya başlamıştır. Doktor, mühendis, ekonomist, sanatçı v.b. alanında iyi yetişmiş insanların göç etmesi, ülkemizde de önemli bir sorundur.
En çok Beyin göçü veren ülkeler: Hindistan, Pakistan, Çin, Filipinler, Cezayir, Fas, Tunus, İran, Nijerya, orta Asya devletleridir.
En Çok Beyin Göçü alan ülkeler: A.B.D. Kanada, Avustralya, Güney Afrika Cumhuriyeti, Almanya, Fransa, İsviçre, İsveç, Norveç, vb.
Bazı ülkeler beyin göçü alırken aynı zamanda beyin göçü verebilir. Kanada bunun en iyi örneğidir. Ülkemize de son yıllarda bazı Orta Asya devletlerinden az sayıda yetişmiş insan gelmektedir.
Avrupa ve ABD’de çok sayıda Türk uzman başka ülkeler için çalışmaktadır bu da ülkemiz için bir kayıptır.

Beyin göçünün başlıca nedenler:

1.Sanayileşmiş ülkelerin ödedikleri yüksek ücretler
2.Çalışma şartlarının kolaylığı, teknoloji ve gelişmelerden en iyi şekilde yararlanma imkânı
3.Göç gönderen ülkede iyi yetişmiş kişilerin kendi alanı ile ilgili uygun iş bulmakta zorlanmaları veya kariyer yapmakta imkân bulamamaları.

İşçi Göçleri:

Ekonomik gelişmenin yavaş olduğu ülkelerde iş olanaklarının az olması, bu imkânların geliştiği ülkelere ve bölgelere doğru göçlere neden olmaktadır. İşsizlik nedeniyle yapılan göçlere işgücü göçü denir. İşgücü göçleri mevsimlik, kısa süreli veya uzun süreli olabilir. Örneğin ülkemizde yaz mevsiminde pamuk işçilerinin Çukurova’ya gelmesi mevsimlik işgücü göçüdür.
II. Dünya Savaşından sonra yıkılan Avrupa ekonomisini yeniden kurmak için 1952- 1954 yılları arasında Almanya, Fransa, Belçika, Avusturya, Hollanda gibi ülkeler kalkınma hamlesi başlatmış, bu hamle sonucu yetersiz gelen işgücünü karşılamak için dış ülkelerden işçi talebinde bulunmak zorunda kalmışlardır.
1952 de Federal Almanya yabancı işçi çalıştırmaya başlamıştır. Avrupa’da yukarıda sayılan gelişme hamlesi başlatan ülkelerde Almanya’yı takip ederek yabancı işçi çalıştırmaya başlamışlardır.
Bunlara karşılık ise gelişmemiş ya da gelişmekte olan ülkelerde yaşanan işsizlik sonucu birçok ülke de dış ülkelere işgücü göçü vermeye başlamışlardır.
Avrupa’da Yunanistan, İspanya, Portekiz, Yugoslavya, İtalya vb, Afrika’da Cezayir, Fas, Tunus, gibi sömürge devletleri de Avrupa ülkelerine işgücü vermişledir. Bu gün ise dünyada başta Asya, Afrika, Güney Amerikanın gelişmekte olan ve geri Kalmış ülkeleri başta Avrupa, Kuzey Amerika, ( ABD, Kanada) ve Avustralya’ya işgücü vermektedir.
Özellikle bu gelişen ülkeler artık vasıfsız işçileri pek almamakta yetişmiş, kaliteli eğitimli insanları almaktadır. Artık bu olay daha çok beyin göçüne doğru dönmüştür.
Türkiye’de yurt dışına işgücü veren ülkelerin başında gelmektedir. Ülkemizde iş gücü göçleri 1960’tan sonra başlamıştır. Türkiye göç veren bir ülke olmaya başladı. Bu yıllarda başta batı Avrupa ülkelerine olmak üzere Avrupa’nın diğer ülkelerine de işgücü göçü meydana gelmiştir.

1958–1986 arasında başta Almanya olmak üzere Fransa, Hollanda, Avusturya, İsviçre, Danimarka, İngiltere ve İsveç 1,3 milyon işçi göç etti.
1980 lerden sonra göç olayları hem sayısal hem de mekânsal açıdan değişme göstermiştir. Batı Avrupa ülkelerinin işçi alımın bırakmasıyla göçlerin yönü değişti. 1980lerden sonra altyapı ve inşaat hizmetleri için Orta doğudaki S.Arabistan, Libya, Ürdün, Kuveyt gibi Arap ülkelerine göçler yönelmiştir.
1990 yılarda ise Bağımsız Devletler topluluğuna işçi göçleri olmuştur. Bugün yurtdışındaki nüfusumuzun %88,7 i Batı Avrupa ülkelerinde ( 1.500.000),%8,5 u Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Arap ülkelerinde,%0,5i Türk cumhuriyetlerinde,%2,3 ü diğer ülkelerde yaşamaktadır. Avustralya’da 30bin, ABD’de 130 bin Türk yaşamaktadır.
Ancak işçilerimizde kesin dönüş eğilimi giderek artmaktadır. Farklı kültüre sahip Avrupa toplumuna uyum sağlayamamaları, maruz kaldıkları baskılar, yabancılar için zorlaşan hayat şartları ve ekonomik doyum vatandaşlarımız kesin göçe zorlamaktadır. Yaklaşık 250.000 kadarı ülkemize geri dönüş yapmıştır.
Yurt dışındaki Türk işçilerinin ülke ekonomisine büyük katkıları vardır. Biriktirdikleri paraları ülkemize göndermeleri döviz açısından ülkemizin en önemli gelir kaynaklarındandır. İşçilerimizin ailelerinin ve çocuklarının eğitim, dil, din vb. meselelerdeki sıkıntılarını gidermek için devletimiz oralara gerekli uzmanları gönderiyor.

DOĞAL AFETLERİN NEDEN OLDUĞU GÖÇLER:

Deprem, heyelan, kuraklık ve çölleşme, taşkın, sel, çığ, volkanik püskürmeler gibi doğal yıkımlar birçok sosyal ve ekonomik sorunların yanı sıra göçlere de neden olmaktadır. Doğal yıkımlardan zarar gören insanlar bulundukları yerleri terk ederek koşulları daha iyi olan yerlere göç ederler.

Örneğin:
IV. Ve V. Yüzyılda Hunların ve Moğolların Orta Asya’dan başka yerlere göç etmelerinde kuraklık ve çölleşme etkili olmuştur.
ABD’ de Kaliforniya’daki deprem olayı binlerce insanın göç etmesine neden olmuştur.
1994 de Kırgızistan’daki heyelan olayları 270.000 insanın göç etmesine yol açmıştır.
Ülkemizde 1998’de Adana’da meydana gelen depremde zarar gören birçok kişi başka kentlere göç etmişlerdir. Yine 1998’de Bartın’da meydana gelen sel felaketi ise ilçeyi yaşanamaz hale getirmiş ve göçe neden olmuştur.1999 depremi ile de birçok insanımız başka bölgelere göç etmek zorunda kalmıştır.

Aral Gölü: Dünyanın dördüncü büyük gölü Aral gölü giderek Asya’nın ortasında bataklık ve çöle dönüşmektedir. Küresel ısınma ve kuraklık nedeniyle iki göle dönüşmüş durumdadır. Gölün su seviyesi düşerek göl sürekli içeri doğru çekilmektedir. Bir zamanların liman ve tersaneleri gemi mezarlığına dönüşmektedir. Bunun nedenleri bu gölü besleyen Pamir dağlarından inen Amu derya ve Siri derya nehirlerinin sularının azalmasıdır. Bu nehirlerin suyu sulama faaliyetleri ile azalmıştır.1960 dan buyana gölün suları 4 metre aşağı düşmüştür.( 2002 yılı itibari ile). Önlem alınmadığı takdirde uzmanlar 2015 yılından sonra gölün tamamen kuruyacağı hesaplamaktadırlar.
Gölün kuruması ile göl tabanındaki tuzlu toprakların rüzgârlar tarafından verimli topraklar üzerine taşınacağı ve çevre topraklarının veriminin de düşeceğini söyleyen uzmanlar; bunun da yeni bir göçe sebep olacağını belirtmektedirler.

İNSANLARI GÖÇE İTEN SEBEPLER AÇISINDAN GÖÇLER:
1- Zorunlu göçler: Savaşlar, sınır değişiklikleri, Mübadele ( Antlaşmalarla sağlanan nüfus değişiklikleri),Etnik baskılar, Salgın hastalıklar, doğal afetler, Kamulaştırma sonucu oluşan göçlerdir.
2- Gönüllü Göçler: İş bulmak, eğitim görmek, sağlık şartlarından yararlanmak, macera aramak, Şehirdeki kültürel sanatsal faaliyetlerden yararlanmak, beyin göçü gibi göçlerdir

Gidilen yere göre göç Tipleri ( OLUŞTUKLARI YERE GÖRE)

1- İç Göçler: Herhangi bir ülkenin sınırları içinde oluşan göçlerdir. Bu yer değiştirme hareketi sırasında ülke nüfusunda herhangi bir değişme söz konusu değildir. Genellikle iç göçlere bağlı olarak kent nüfusları artarken, kırsal nüfus azalmaktadır.

İç göçler;- Kırsal alandan kırsal alana, -Kırsal alandan kentlere, -Kentlerden kentlere, -Kentlerden kırsal alana doğru olmaktadır.

İç göçlerin en fazla görüleni kırsal alandan kentlere doğru olanıdır. Verimli tarım alanları, endüstrinin geliştiği bölgeler, ticaret merkezleri, maden yatakları bakımından zengin olan bölgeler ve turistik yöreler göçmen çekerler.

İç göçler ikiye ayrılır:

A-Mevsimlik Göçler: Genel olarak tarım işçilerinin oluşturduğu göçlerdir. Ayrıca inşaat, işçileri, yaylacılık ve inşaat işçileri ve turizm sezonu işçileri gibi.

B- Sürekli Göçler: İnsanların yaşadığı yerlere bir daha geri dönmemek üzere ve gittikleri yerlerde sürekli kalmasıyla oluşan göçlerdir.

2-Dış Göçler: Bir ülkeden başka ülkelere olan göçlerdir. Göç veren ülkenin nüfusu azalır. Alanın ise artar.

—Milli sınırlar dışına,
—Milli sınırlar içine doğru olmaktadır.
İç göçler sonucu nüfus, ülke sınırları içerisinde yer değiştirdiği için toplam nüfusta artma ya da eksilme olmaz. Nüfusun dağılım dengesi ve cinsiyet dengesi, bölgeden bölgeye değişir.

Posted in Beşeri Coğrafya, Coğrafya Konu Anlatımı, Harita Bilgisi, Lise 1 Dersleri, Lise 2 Dersleri, Lise 3 Dersleri, Lise 4 Dersleri | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , | 3 Comments »

Türkiyede Çıkarılan Madenler ve Kullanım Alanları

Posted by Geography Teacher, Özcan Mayıs 27, 2011


Demir:

Modern  sanayinin ana metali demirdir. Kullanım alanı oldukça geniştir.

Çıkarıldığı yerler:  Divriği –Gürün (Sivas), Hekimhan-Hasan çelebi (Malatya), Çam dağı (Sakarya) , Edremit-Havran-Eymir-Ayvalık-Ayazmant (Balıkesir), Torbalı(İzmir), Simav- (Kütahya), Kırıkhan-Payas(Hatay), Bingöl,Kahramanmaraş,Düzce, Kayseri. Doğu Anadolu Bölgesi demir madeni bakımından Türkiye’de ilk sıra gelmektedir.

İşlendiği yer : Karabük, Ereğli, İskenderun demir çelik fabrikaları.

Bakır:

Bakır madeni yatakları genellikle çinko ve kurşun yataklarıyla birlikte bulunur. Elektrik ve       elektronik sanayisinde kullanılır. Bakır mutfak eşya yapımına kullanılır.

Çıkarıldığı yerler: Murgul(Artvin),Küre(Kastamonu),Ergani –Maden (Elazığ), Çayeli (Rize),

İşlendiği yerler: Maden Ergani  bakır işletmeleri, Murgul bakır işletmeleri, Samsun Karadeniz       bakır işletmeleri.

Krom:

Çok sert ,çok iyi cilalanabilen ve paslanmayan bir maden olduğu için , madeni eşya yapımında büyük önem taşır. Dışarıya en çok satılan madendir. Kaplamacılıkta ve çelik yapımında kullanılır.

Çıkarıldığı yerler: Guleman(Elazığ) , Fethiye – Milas – Marmaris – Dalaman Köyceğiz(Muğla) , Acıpayam (Denizli) , Orhaneli (Bursa) ,Kayseri , Eskişehir   Kütahya , Kahramanmaraş , Aladağ(Adana)

İşlendiği yerler :Antalya ve Elazığ’daki ferrokrom tesisleri

Krom yatakları altı ana bölgede toplanmıştır.

Fethiye, Köyceğiz, Denizli

Alacakaya (Guleman) (Elazığ)

Bursa, Eskişehir

Adana, Kayseri, Mersin

İskenderun, Kahraman Maraş, İslahiye

Kopdağı (Doğu Anadolu)

Krom madeni Antalya ve Guleman’daki ferro-krom tesislerinde işlenmektedir.

Boksit:

Alüminyumun hammaddesi olan boksit çok hafif olduğundan uçak sanayiinde, otomobil, ev, elektrik malzemesi yapımında kullanılır.

Boksit yatakları Seydişehir (Konya), Akseki (Antalya) İslahiye (Gazi Antep) ve Milas (Muğla) civarında bulunur. Buralarda çıkarılan boksit, Seydişehir alüminyum tesislerinde işlenmektedir.

Bor Mineralleri:

Sanayide sayısız denilebilecek kadar çok çeşitli işlerde kullanılmaktadır.  Bor minerallerinden      elde edilen boraks ve asit borik özellikle nükleer alanda jet ve roket yakıtı , sabun deterjan     lehim, fotoğrafçılık tekstil boyaları , cam,  elyaf  ve  kağıt sanayiinde kullanılmaktadır. Dünya rezervinin %80’ni Türkiye’dedir . Üretim bakımından dünyada  2006 dan beri birinci sıradayız. Rezerv bakımından TÜRKİYE  birinci sıradadır Bor minerallerinin üretimi dış isteğe bağlıdır.

Çıkarıldığı yerler:  Bigadiç-Susurluk-Sultançayırı (Balıkesir) , Mustafakemalpaşa (Bursa)               Emet( Kütahya), Seyitgazi (Eskişehir).

Kükürt: Kükürt gübre, kimya ve boya sanayiinde kullanılır. Ayrıca kauçuğun işlenmesinde ve sülfirik asit üretiminde de kullanılır.

Ülkemizde kükürt yatakları Keçiborlu (Isparta) ve Milas (Muğla) çevresinde bulunmaktadır.

Zımpara Taşı: Çeşitli kesici, torpüleyici ve silici aletlerin yapımında kullanılan zımpara taşı yönünden ülkemiz çok zengindir. Tire (İzmir), Manisa, Söke (Aydın), Milas (Muğla) ve Tavas (Denizli) da çıkarılır.

Barit: Suda erimeyen bir maden olduğundan boya, deri, kimya, cam ve kauçuk sanayiinde kullanılır. Ülkemiz barit yatakları bakımından zengin sayılır. Antalya, Muş, Gazi Antep ve Eskişehir çevresinde barit yatakları bulunmaktadır.

Tuz:

Türkiye tuz yatakları bakımından son derece zengindir. Kaya tuzu yatakları üçüncü jeolojik zamanda, kapalı göl havzalarında suların buharlaşması ile oluşmuştur. Son yıllarda tuz üretimimiz üç kat artmıştır.

Türkiye’deki tuz üretiminin çoğu, Tuz Gölü ile İzmir Çamaltı tuzlasından sağlanır. Kaya tuzu yatakları, Çankırı, Kars, Iğdır ve Nevşehir çevresinde bulunmaktadır.

Cıva:

Tek sıvı madendir. Zirai ilaç yapımında, kâğıt sanayiinde, suni gübre üretiminde ve boya sanayiinde kullanılır. Türkiye’de Sarayönü (Konya), Ödemiş (İzmir), Manisa ve Uşak çevresinde çıkarılmaktadır.

Kurşun – Çinko: Genelde kurşun ve çinko bir arada bulunur. Ülkemizde Keban (Elazığ) ve Kayseri çevresinde kurşun-çinko yatakları vardır.

 Lületaşı:

Eskişehir çevresinde çıkarılır ve işlenir. Süs eşyası yapımında kullanılır.

 Oltutaşı:

Erzurumun Oltu ilçesinde çıkarılır ve işlenir. Süs eşyası yapımında kullanılır.

 Fosfat:

Gübre hammaddesi olarak kullanılan fosfat ihtiyacımızı karşılamaz. Fas, Tunus ve Cezayir’de yaygın olarak görülür ve daha çok bu ülkelerden ithal edilir. Türkiye’deki en zengin fosfat yatakları Mazıdağı (Mardin), Adıyaman, Bingöl ve Bitlis’te bulunmaktadır.

 Manganez:

Çeliğe sertlik kazandırmak ve direncini artırmak için kullanılır. Uşak, Afyon, Muğla, Adana, Erzincan, Artvin ve Trabzon çevresinde manganez yatakları bulunur. İhtiyacı karşılamaz. Bu nedenle ithal edilir.

 Mermer:

Ülkemiz mermer bakımından zengindir. Afyon, Kütahya, Marmara Adası, Kırşehir, Tokat ve İzmir çevresinde çıkarılır. Yurt dışına ihracatı yapılır.

 Volfram (Tungsten):

Çok sert olması nedeniyle özel sanayi çeliği olarak kullanılır. Demiryolu, iş makineleri, uçak ve gemi yapımı yanında, ampüllerde enerjiyi ışığa çevirmede kullanılır. Bursa Uludağ’da çıkarılıp işletilmektedir. Fakat son yıllarda üretimi durmuştur.

 Asbest (Amyant):

14 bin °C sıcaklığa dayanır. Isıya dayanıklı araç ve gereç yapımında kullanılır. Konserojen madde bulundurması nedeniyle, kullanımı sınırlandırılmıştır. Eskişehir, Bursa, Erzincan, Hatay, Kars, Ağrı, Malatya, Sivas, İskenderun, Uşak ve Konya’da çıkarılır.

Kükürt:

Kükürt gübre, kimya ve boya sanayiinde kullanılır. Ayrıca kauçuğun işlenmesinde ve sülfirik asit üretiminde de kullanılır. Ülkemizde kükürt yatakları Keçiborlu (Isparta) ve Milas (Muğla) çevresinde bulunmaktadır.

Posted in Jeomorfoloji, Kayaçlar ve Minareller | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 33 Comments »

Türkiyede ki Bölgelerin Enleri

Posted by Geography Teacher, Özcan Mayıs 24, 2011


Marmara Bölgesi

  • Türkiye’de;
    1. En fazla toplam nüfus,
    2. En fazla nüfus yoğunluğu,
    3. En fazla şehirleşme oranı,
    4. En fazla okur-yazar oranı,
    5. En fazla sağlık hizmetleri,
    6. En fazla enerji tüketimi,
    7. En fazla sanayi işçisi,
    8. En fazla ekili dikili arazi,
    9. En fazla ayçiçeği üretimi,
    10. En fazla ipek böcekçiliği,
    11. En fazla kümes hayvancılığı,
    12. En fazla nüfusa sahip şehir,
    13. En fazla pirinç üretimi,
    14. En fazla ortalama yükselti,
    15. En az izdüşüm alanı,
    16. En çok bor mineralleri çıkarılan yer,
    17. En çeşitli iklim,
    18. En az kır nüfusu,
    19. En az izohips sayısı,
    20. En çeşitli tarım ürünü Marmara bölgesindedir.
  • Bölge içerisinde;
    1. Türkiye ekonomisine en büyük katkısı, endüstri alanıdır.
    2. En soğuk, en az yağışlı ve bitki örtüsü en cılız bölüm Ergene bölümüdür.
    3. En geniş tarım alanları Güney Marmara bölümündedir.
    4. En gelişmemiş civarları ise Çanakkale ve Istıranca civarlarıdır.

Coğrafi Konum

  • Enlemin etkilediği en önemli faktör iklimdir.
  • Boylam en çok yerel saat farklılaşmasını sağlar.
  • En büyük paralel Ekvator, en küçük paraleller kutup noktalarıdır.
  • Meridyenlerin en önemli özelliği boylarının eşit olmasıdır.
  • Güneş ışınlarının en son dik geldiği yerler, dönencelerdir.
  • Dönencelerin sınırını belirleyen en önemli faktör eksen eğikliğidir.
  • En son,bir günün 24 saate kadar yaşandığı yerler kutup daireleridir.
  • Gündönümlerinde, güneş ışınlarının en son teğet olarak geldiği yerler kutup daireleridir.
  • Paralellerle meridyenleri birbirinden ayıran en önemli farklar:uzunlukların meridyenlerde aynı, paralellerde farklı olması, aradaki mesafenin paralellerde aynı, meridyenlerde farklı olmasıdır.
  • İki meridyen arasındaki uzaklık, en fazla Ekvatorda en az kutuplardadır.
  • Yerel saatin, en ileri olduğu yer 180o Doğu meridyeni; en geri olduğu yer 180o Batı meridyenidir.
  • Bir yerde güneşin en yüksek olduğu an, gölgenin en kısa olduğu an, Güneş ışınlarının gün içinde en büyük açıyla geldiği an öğle vaktidir.

Türkiye’nin;

    1. En güney noktası 36o Kuzey paralelinden,
    2. En kuzey noktası 42o Kuzey paralelinden,
    3. En batı noktası 26o Doğu meridyeninden,
    4. En doğu noktası 45o Doğu meridyeninden,

Türkiye’nin;

    1. En uzun kara sınırı Suriye,
    2. En kısa kara sınırı Nahcivan,
    3. En işlek kara sınırı Bulgaristan,
    4. En elverişsiz İran sınırı,
    5. En uzun deniz sınırı Ege denizi sınırıdır.

Dünya’nın Şekli ve Hareketleri
Dünyanın geoid olmasının en önemli sonuçları:

  • Ekvator yarıçapının kutuplar yarıçapından fazla olması,
  • Yerçekiminin en az Ekvator’da, en fazla kutuplarda olmasıdır.

Dünyanın yuvarlak olmasının en önemli sonuçları;

  • Güneş ışınlarının düşme açısı;
    1. En büyük Ekvator’da
    2. En küçük kutuplarda olması
  • Dünyanın dönüş hızının;
    1. En fazla Ekvator’da
    2. En az kutuplarda olmasıdır.
  • İki meridyen arası uzaklığın;
    1. En fazla Ekvator’da,
    2. En az kutuplarda olmasıdır.
  • Eksen eğikliğinin en önemli sonucu mevsimlerin oluşmasıdır.
  • Eksen eğikliğinin en önemli sonucu mevsimlerin oluşturması ve dönencelerin sınırını belirlemesidir.
  • Dünyanın yıllık hareketi sırasında Güneş’e;
    1. En uzak olduğu an günötedir. (4 Temmuz)
    2. En yakın olduğu an gün beridir. (3 Ocak)
  • Dünyanın yörüngesinin elips olmasının en önemli sonucu mevsim sürelerinin farklı olmasıdır.
  • 21 Mart ve 23 Eylül’de Ekvator’da;
    1. Gölge boyu en kısa,
    2. Isınma en fazla, aydınlatılan alan en dar,
    3. Işınların yere değme açısı en büyük,
    4. Işınların atmosferde tutulması en az,
    5. Işınların atmosferde aldığı yol en kısa,
    6. Işınların geri yansıması en azdır,
  • 21 Haziran’da Kuzey yarımkürede;
    1. En uzun gündüz,
    2. En kısa gece,
    3. En kısa gölge,
    4. En Yüksek sıcaklıklar yaşanır.
  • 21 Aralık’ta; Güney yarım kürede;
    1. En uzun gündüz,
    2. En kısa gece,
    3. En kısa gölge,
    4. En yüksek sıcaklıklar yaşanır.

* Dünyanın şeklinden, günlük ve yıllık hareketinden hiçbir zaman etkilenmeyen özellik: Eksen eğikliğidir.

EGE BÖLGESİ

  • Türkiye’de;
    1. En fazla tütün üretimi, en fazla zeytin üretimi, en fazla üzüm üretimi.
    2. En fazla incir üretimi, en fazla haşhaş üretimi, en fazla kaliteli linyit üretimi, en fazla linyit ile çalışan termik santral.
    3. En fazla Delta Ovası, en gelişmiş ihracat limanı, en girintili çıkıntılı, kıyılar. En geniş, kıta sahanlığına sahip kıyılar.
    4. En uzun Deniz, kıyısına sahip il (Muğla) Ege bölgesindedir.
  • Bölge içerisinde;
    1. En yüksek şehir Afyon’dur.
    2. En büyük şehri İzmir’dir.
    3. Ege bölgesinin Türkiye ekonomisine en önemli katkısı tarımdır.
    4. Tek SIĞLA ağacı yetiştirme alanı. (Dünya Çapında).

AKDENİZ BÖLGESİ

  • Türkiye’de;
    1. En fazla yer fıstığı üretimi,
    2. En fazla anason üretimi,
    3. Tek Muz yetişme alanıdır,
    4. En fazla seracılık,
    5. En fazla boksit çıkarımı,
    6. En fazla kükürt çıkarımı,
    7. En fazla intansif tarımın yapıldığı,
    8. En fazla karstik şekillerin görüldüğü, En geniş alüvyon ova Akdeniz Bölgesindedir.
  • Bölge içerisinde;
    1. En az ve en seyre nüfuslu yerler, Taşeli ve Teke yarım adasındadır.
    2. En çok kıl keçisi Adana bölümünde yetişir.
    3. Antalya bölümünün ekonomiye en önemli katkısı Turizmdir.
    4. Adana bölümünün ekonomiye en önemli katkısı ise Tarımdır.
    5. En Büyük şehri Adana’dır.

Harita Bilgisi

  • Harita ve plânın en önemli özelliğinin, kuşbakışı çizim ve ölçeğinin olmasıdır.
  • Krokiyi harita ve plândan ayıran tek özellik kabataslak olmasıdır.
  • Haritalarda bozulma en fazla kutuplarda, en az Ekvator’dadır.
  • Haritalarda en fazla ayrıntı plânlarda, en az ayrıntı Atlas Haritalarındadır.
  • Büyük Ölçekli haritaların; en olumlu özellikleri ayrıntısının çok ve bozulma oranının az olmasıdır. En olumsuz özellikleri ise, gösterdiği alanın az olması ve duvarda fazla yer kaplamasıdır.
  • Küçük Ölçekli haritaların; en olumlu özellikleri gösterdiği alanın fazla olması ve duvarda az yer kaplamasıdır.
  • Yeryüzü şekillerinin haritalarda gösterilme metodundan; en kullanışlısı izohips metodudur. Tapoğrafya yüzeyini (engebeleri) en iyi ifade eden metod arama metodudur. Her ikisini birden ifade eden en iyi metod kabartma yöntemidir.
  • İzohipslerde;
    1. En fazla eğitim;çizgilerin sık olduğu yerde,
    2. En az eğitim;çizgilerin seyrek olduğu yerlerdedir.
  • Çizgilerin en sık olduğu yerde;
    1. En fazla aşındırma,
    2. En zor tırmanma,
    3. En kısa uzunluk vardır.
  • İzohipslerde;
    1. En yüksek noktayı en içteki çizgi,
    2. En alçak noktayı en dıştaki çizgi gösterir.
  • İzobarlarda;
    1. En derin noktayı, en içteki eğri,
    2. En sığ yeri en dıştaki eğri gösterir.

İç Anadolu Bölgesi

  • Türkiye’de;
    1. En fazla buğday üretimi, en fazla şeker pancarı üretimi,
    2. En fazla koyunun yetiştirildiği,
    3. En çok tiftik keçisinin yetiştirildiği
    4. En fazla kapalı havzanın bulunduğu, en çok sel rejimli akarsuların bulunduğu, en geniş nadas arazisinin bulunduğu,
    5. En fazla küçükbaş hayvancılığın yapıldığı,
    6. Tek lületaşı çıkarım alanı
  • Bölge içerisinde;
    1. En turistik yerleri Nevşehir, Ürgüp, Göreme’dir.
    2. En soğuk yeri yukarı Kızılırmak bölümüdür.
    3. En yoğun nüfuslu yerler yukarı Sakarya bölümüdür.
    4. Ülke ekonomisine en önemli katkısı tarımdır.
    5. En büyük şehri Ankara’dır.

Doğu Anadolu Bölgesi

  • En büyük yüzölçümü.
  • En fazla engebelik,
  • En fazla yükselti,
  • En fazla dağınık alan,
  • En fazla büyükbaş hayvancılık,
  • En fazla yıllık sıcaklık farkı,
  • En fazla kar yağışı,
  • En fazla Don olayı,
  • En fazla donlu gün sayısı
  • En fazla ormanın üst yükselti sınırının olduğu, daimi kar sınırının yükseltisinin olduğu,
  • En geniş Buzul,
  • En büyük Göl,
  • En seyrek Nüfus,
  • En çok maden rezervi,
  • En çok hidroelektrik enerjisinin üretimi,
  • En hızlı akarsular,
  • En uzun kış süresi,
  • En kısa yaz süresi,
  • En düşük sıcaklık,
  • En yüksek dağ,
  • En şiddetli Karasallık,
  • En düşük toprak sıcaklığının olduğu.
  • Ulaşım imkanlarının en az olduğu bölge Doğu Anadolu Bölgesidir.
  • Bölge içerisinde;
    1. En fazla yetiştirilen tarım ürünü buğday ve arpadır.
    2. Bölgenin ülke ekonomisine en önemli katkısı Hayvancılıktır.
    3. En önemli tarım alanları Iğdır ovası, Malatya ovası, Muş ovası, Elazığ ovası, Erzurum ovası ve Elbistan ovalarıdır.

Güneydoğu Anadolu Bölgesi

  • Türkiye’de;
    1. En küçük yüz ölçümü,
    2. En az toplam nüfus,
    3. En yüksek yaz sıcaklığı,
    4. En az orman oranı,
    5. En fazla petrol çıkarımı,
    6. En fazla fosfat çıkarımı,
    7. En fazla mercimek üretimi,
    8. En az engebelik,
    9. En fazla yaz kuraklığı,
    10. En fazla sulama sorunu,
    11. En fazla buharlaşma miktarı,
    12. En az bulutluluk oranı ve en sade yer şekillerine sahip olan Bölge Güneydoğu Anadolu Bölgesidir.
  • Bölge içerisinde;
    1. En çok koyun ve keçi besleme.
    2. En fazla yağış kış mevsimindedir.
    3. En fazla buğday,arpa ve baklagiller yetişir.

Karadeniz Bölgesi

  • Türkiye’de;
    1. En fazla yağış,
    2. En yüksek orman alanı,
    3. En yoğun kır nüfusu,
    4. Tek çay üretim alanı,
    5. En çok keten, kenevir üretimi,
    6. En fazla orman ürünleri üretimi,
    7. En çok dışarıya göç,
    8. En fazla eğim oranı,
    9. En fazla heyelan ihtimali,
    10. En çok dağınık, en fazla falez kıyı oluşumu,
    11. En dar kıta sahanlığı, en uzun kuş uçuşu uzunluğa sahip kıyılar,
    12. En fazla akarsu ağı, en düzenli rejimli akarsular,
    13. En dar havzaya sahip akarsular, en yüksek nem oranı,
    14. En fazla toprak yıkanması,
    15. En az yıllık sıcaklık farkı,
    16. En düzenli yağış rejimi,
    17. En fazla dalga aşındırması,
    18. En az yaz kuraklığının hissedilmesi,
    19. En az denizellik,
    20. Orman alt sınırının en düşük olduğu, en fazla bulutluluk oranı,
    21. En az buharlaşma oranı, en fazla nemlilik Karadeniz Bölgesi’ndedir.
  • Bölge içerisinde;
    1. Ortadoğu ve Doğu Karadeniz’in Türkiye ekonomisine en önemli katkısı tarımdır.
    2. Batı Karadeniz’in en önemli katkısı endüstri alanıdır.
    3. Tek tabi limanı Sinop’tur,
    4. En fazla yağış alan yeri Rize’dir.
    5. En büyük şehri Samsun’dur,
    6. En fazla endüstri Zonguldak’ta gelişmiştir,
    7. Kıyıda en az yağış Samsun’dadır.
    8. İklim yönünden kıyı ile iç kesimler arasındaki en az fark orta Karadeniz’dedir.

İç ve Dış Kuvvetler

  • En kısa sürede yeryüzünün şekillenmesi depremler ile olur.
  • En fazla deprem Büyük Okyanus çevresi, Atlas Okyanusu kıyıları, Akdeniz ülkeleri ve Doğu Afrika’da görülür.
  • En az deprem İskandinavya, Doğu Avrupa, Rusya, Kanada ve Avustralya’da görülür.
  • Türkiye’de;
    1. En fazla deprem, Kuzey Anadolu fay hattı, Batı Anadolu fay hattı ve Güneydoğu fay hattı kuşağında olur.
    2. En az deprem, Konya ovası, Taşeli platosu, Mardin eşiği ve Ergene havzasında olur.
    3. En şiddetli ve zararlı deprem, tektonik depremdir.
    4. Volkanizmanın en olumlu özellikleri verimli topraklar ile kurşun, krom, pirit ve manganez gibi madenleri oluşturmasıdır.
  • Mekanik çözülme;
    1. En fazla çöllerde, kutuplarda ve dağların yüksek yerlerinde görülür.
    2. En çok kimyasal çözülme Ekvatoral bölgelerde görülür.
  • Türkiye’de;
    1. En verimli taşınmış toprak alüvyondur.
    2. En fazla yıkanmış toprak laterittir.
    3. En verimsiz toprak Tundra toprağıdır.
  • Türkiye’de;
    1. En fazla heyelan Doğu Karadeniz’de görülür.
    2. En az heyelan İç Anadolu’da görülür.
    3. En geniş havzaya Amazon nehri sahiptir.
    4. En yüksek debiye (akıma), Amazon, Kongo, Missisipi ve Nil nehri sahiptir.
    5. En düzenli rejime Amazon, Kongo ırmakları sahiptir.
    6. En çok derine aşındırma akarsu ağzındadır.
    7. En önemli akarsu aşındırma şekli vadilerdir.
  • Denge profilini kazanan akarsuda;
    1. Eğim en az, hız en az, enerji en az, denizden yükseklik en azdır.
    2. Türkiye’de rüzgârların en etkili olduğu bölge İç Anadolu’dur.
    3. Dalga aşındırması en fazla dik kıyılarda etkili olur.
  • Türkiye’de;
    1. En fazla falez (yalıyar) Karadeniz kıyılarındadır.
    2. Gel-git en fazla Kuzeybatı Avrupa kıyılarında görülür.
    3. Gel-git en belirgin; Bir ay içinde dolunay zamanı, yıl içinde ekinokslarda görülür.

İklim

  • En önemli atmosfer tabakası Troposfer’dir.
  • Güneşten alınan enerji miktarı en çok ışınların düşme açısına bağlıdır.
  • En büyük açıyla güneş ışınlarını alan yerler, dönenceler arasıdır.
  • Dünyada;
    1. En yüksek sıcaklıklar dönenceler civarında görülür.
    2. En düşük sıcaklıklar orta kuşak karalarının iç kısımlarında olur.
  • Türkiye’de;
    1. En yüksek sıcaklıklar Güneydoğu da, en düşük sıcaklıklar Kuzeydoğudadır.
    2. Basınç, en yüksek 30 derece enlemlerindedir. (Suptropikal-Dinamik Yüksek Basınç)
    3. Bir izobar haritasında çizgilerin en sık olduğu yerde rüzgar en hızlı eser ve en kısa yolu takip eder.
    4. Havanın taşıyabileceği en fazla neme maksimum nem yada doyma noktası denir.
  • Yağışın oluşması için;
    1. En önce havanın yükselmesi gerekir.
    2. En çok konveksiyon yağış, Ekvator çevresinde görülür.
  • Dünyada;
    1. Yağış rejimi düzenli bir şekilde en fazla yağış alan yer Ekvatoral Bölgedir.
    2. Yağış rejimi düzensiz olarak en fazla yağış alan yer Muson Asyasıdır.
    3. En az yağış 30 derece enlemleri civarındadır.
  • Türkiye’de;
    1. En fazla yağış Doğu Karadeniz’de,
    2. En az yağış Tuz gölü civarında,
    3. En kurak Güneydoğu Anadolu’dur.
  • En sıcak iklim ekvatoral iklimdir.
  • En soğuk iklim kutup iklimidir.
  • En fazla günlük sıcaklık farkı çöl ikliminde, görülür.
  • En az günlük sıcaklık farkı Ekvatoral iklimde görülür.
  • En fazla yıllık sıcaklık farkı Karasal iklimdedir.
  • En az yıllık sıcaklık farkı Ekvatoral iklimdedir.
  • En düzenli yağış rejimi Ekvatoral iklimdedir.
  • En düzensiz yağış rejimi çöl iklimindedir.
  • En çok kışın yağış alan iklim Akdeniz iklimidir.
  • En çok sonbaharda yağış alan iklimler ılıman okyanus iklimi ve Karadeniz iklimidir.
  • En çok yağışı ilkbahar ve sonbaharda alan iklim Ekvatoral iklimdir.
  • Yağış rejimleri birbirine en çok benzeyen iklimler; Muson,Savan ve şiddetli Karasal iklimlerdir.

Nüfus ve Yerleşme

  • Dünyada;
    1. En sık nüfuslu yerler; Güneydoğu Asya, Avrupa ve Kuzey Amerikanın doğusudur.
    2. En seyrek nüfuslu yerler.
    3. Kutup bölgeleri, çöller, yüksek dağlar ve Ekvatoral bölgelerin alçak yerleridir. (Amazon ve Kango boyları)
  • Dünyada;
    1. En fazla nüfus artışı Afrika, Güney Amerika ve Güney Asya’dadır.
    2. En az nüfus artışı Avrupa’dadır.
  • Türkiye’de;
    1. En sık nüfuslu bölüm, Çatalca-Kocaeli bölümüdür.
    2. En seyrek nüfuslu bölüm, Hakkari bölümüdür.
    3. En hızlı nüfusu artan il, İstanbul’dur. (sürekli göç sebebi ile)
  • Türkiye’de;
    1. En çok göç alan il, İstanbul’dur.
    2. En çok göç veren iller, Artvin ve Rize’dir.
  • Gelişmiş bir ülke ile geri kalmış bir ülke karşılaştırıldığında; Gelişmiş ülkelerde;
    1. Orta yaş nüfus en azdır.
    2. Genç nüfus en azdır.
    3. Ortalama yaşam süresi en uzundur.
    4. Doğurganlık en azdır.
    5. Sanayi gelirleri en fazladır.
    6. Tarım gelirleri en azdır.
    7. Okur-Yazar oranı en fazladır.
    8. Sağlık hizmetleri en fazladır.
    9. Milli gelir en fazladır.
    10. Sanayi ürünleri ihracatı en fazladır.
    11. Tarım ürünleri ihracatı en azdır.
    12. Sanayi ürünleri ithalatı en azdır.
    13. Tarım ürünleri ithalatı en fazladır.
    14. Kent nüfusu en fazladır.
    15. Kır nüfusu en azdır.
    16. Nüfus artışı en azdır.
    17. Üretim en fazladır.
    18. İç göç en azdır.
    19. Dışarıdan gelen işçi en çoktur.
    20. Tarımın iklime bağımlılığı en azdır.
    21. İklimin nüfus dağılışına etkisi en azdır.
    22. Modern tarım metodu en fazladır.
    23. Bağımlı nüfus en azdır.
    24. Alt yapı sorunu en azdır.
    25. Bebek ölümü en azdır.
    26. Dünyada;
      1. En fazla nüfuslanmış kıta Asya, en az nüfuslanmış kıta Avustralya’dır.
    27. Türkiye’de;
      1. En fazla göç veren bölge Karadeniz’dir.
      2. En az göç veren bölge Marmara’dır.
      3. En fazla nüfuslanmış bölge Marmara’dır.
      4. En az nüfuslanmış bölge Güneydoğu Anadolu’dur.

Tarım ve Ekonomi

  • En fazla intensif tarım Batı Avrupa ülkelerinde uygulanır.
  • En fazla kakao; Brezilya’da üretilir.
  • En çok kauçuk ABD’de üretilir.
  • En çok hurma; Irak, Mısır, Arap ülkelerinde üretilir.
  • En fazla yer fıstığı; Hindistan’da üretilir.
  • En fazla pamuk; BDT ve ABD’de üretilir.
  • En çok çay; Hindistan, Çin ve Srilanka’da üretilir.
  • En çok portakal; ABD ve Brezilya’da üretilir.
  • En çok muz; Brezilya, Hindistan, Filipinler, Endonezya ve Ekvatorda üretilir.
  • En çok pirinç; Muson Asya’sında üretilir.
  • En çok mısır; ABD’de üretilir.
  • En çok buğday; ABD, BDT, Kanada, Arjantin, Türkiye ve Hindistan’da üretilir.
  • En fazla fındık; Türkiye’de üretilir.
  • En fazla incir; Türkiye’de üretilir.

Kaynak: http://www.cografik.com

Posted in Akdeniz Bölgesi, Ülkeler Coğrafyası, Ünlü Coğrafyacılar, Bölgeler Coğrafyası, Beşeri Coğrafya, Biyocoğrafya, Coğrafi keşifler, Coğrafya Konu Anlatımı, Doğu Anadolu Bölgesi, Ege Bölgesi, Ekonomik Coğrafya, Fiziki Coğrafya, Güney Doğu Anadolu Bölgesi, Harita Bilgisi, Lise 1 Dersleri, Lise 2 Dersleri, Lise 3 Dersleri, Lise 4 Dersleri, Marmara Bölgesi, Tarım Coğrafyası, Ulaşım Coğrafyası, İç Anadolu Bölgesi, İllerimizi Tanıyalım | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , | Leave a Comment »

Levha Tektoniği

Posted by Geography Teacher, Özcan Mayıs 24, 2011


Ay yüzeyine yerleştirilen lazer ölçüm cihazlarıyla yapılan ölçümde 6 yıl içinde Amerika kıtasının Afrikadan 6 cm uzaklaştığı tesbit edildi.Bu meteorolog ve jeofizikçi Alfred Wegener’in ortaya attığı ‘kıta kayması’ teorisinin ıspatıydı.Harry Hess’deniz tabanı yayılması’görüşünü ileri sürdü.1960 larda jeofizikçi j.Tuzo Wilson öncülüğünde ‘levha tektoniği kuramı’ortaya atıldı.1969 da “”Levha Tektoniği Kuramı”” Mc.Kenzie ve Morgan tarafından tamamlandı.Buna göre tüm levhaların hareket hızlarının toplamı sıfırdır.Yani levha üretim hızı ile levha yok oluş hızı biribirine eşittir,böylece yeryüzünün alanı sabit kalmaktadır.


Yerin içindeki çekirdekten yükselen ısı nedeniylemantoda ısınma ve genleşme olur.Hacmi artan manto da üzerindeki yerkabuğunu hareket ettirir.Manto içinde ortaya çıkan radyoaktif bozunma süreçleri de mantoda ısı artışı ve genleşmeye neden olur.Bu iki etki levha tektoniğinin enerjisini oluşturur.Dünyanın iç ısısı olduğu müddetçe dünya “”aktif”” olacaktır.

Yerkabuğu yani litosfer levha-plaka olarak adlandırılan parçalardan oluşur.Parçaların sayısı farklı kaynaklarda değişik sayıda ifade edilmekle birlikte 20 kadar olduğu konusunda fikir birliği var.Çünkü 100 km² den milyonlarca km² büyüklüğe kadar olmaları, biribirinin parçası veya farklı levha konusunda görüş birliğini zorlaştırıyor.Pasifik ve Antartika levhaları en geniş olanlarıdır.Ana levhalar Afrika,Antartika,Avustralya,Avrasya,Kuzey Amerika,Güney Amerika ve Pasifik levhalarıdır.Okyanusların altında okyanusal levhalar yer alır,bunların kalınlığı 15 km den azdır.Okyanusal levhalar sürekli yenilendiği için en yaşlısı 180 milyon yıl yaşındadır,Karasal levhalar daha kalındır.Karasal levhaların yaşı 4 milyar yıldır. Amerika karasal levhalarının kalınlığı orta kesimlerinde 200 km yi bulmaktadır.

İkinci Dünya Savaşı ve sonrasında denizlerdebilimsel araştırmalar arttı.Deniz tabanlarında rift-yarıklar olduğu görüldü.Gerek deniz tabanı gerekse karasal riftlerde uzaklaşma,yakınlaşma ve yanalşekilde hareketler olmaktadır.

Biribirinden uzaklaşan denizel levhalarda riftden çıkan mağma deniz tabanlarında sırtlar oluşturur.Mağma, aradaki boşluğunkapanıp kaynamasına neden olur.Uzaklaşma devam ettiği sürece tekrar çatlamakta,bu olay milyonlarca yıldır yinelenmektedir.Su ile temas eden mağma tipik ‘yastık lav’ şeklinde donar.Atlas okyanusu deniz tabanı sırtı İzlanda ve Asor adalarında yeryüzüne çıkar.İzlanda’da 27 km uzunluğundaki riftden mağma yeryüzüne çıkmıştır.Atlas Okyanusu sırtı kuzeyden güneye uzanır.Güney ucunda doğuya dönüp Hint ve Pasifik Okyanuslarına ulaşır.Denizaltı açılma yarıklarının uzunluğu 80 000 km yi bulur.Asor adaları,sırtın su üstüne çikmış başka bir parçasıolup volkanik etkinliklerden kaynaklanan termal sularından sağlık amaçlı yararlanılır.Atlantik Sırtının kuzey ucundaki İzlanda da termal sular yönünden zengindir,karların ortasında sıcak su keyfi yaşanır.Başkent Reykjavik’in anlamı ‘tüten körfez’dir.1963 yılında balıkçılar İzlanda açıklarında yanan bir gemi gördüklerini sandılar.Bunun su altında etkinleşen bir volkan olduğu anlaşıldı.10 Günde 200 metre yükselen bir ada ortaya çıktı.Ateş devi surt’dan dolayı Surtsey diye adlandırıldı bu ada.

Karasal uzaklaşan levhalar üzerindeki yarılmalar geleceğin okyanuslarının ilk adımlarıdır.Atlas Okyanusu 200 milyon yıl önce yoktu.Eski ve yeni dünyanın arasında ortaya çıkmıştır.Günümüzde devam eden okyanus oluşum süreci Hatay-Doğu Afrika arasında yaşanmaktadır.Hataydan başlayan yarıkta Asi nehri,Şeria nehri,Taberiye gölü,Lut gölü,Vadi Araba,Akabe körfezi,Kızıldeniz,Afar,Doğu Afrika gölleri çanağıyer alır.20-30 milyon yıl önce Afrika ve Arabistan tek parça idi,Kızıldeniz yoktu.Arabistan levhasının kuzey-kuzeybatı yönüne hareketiyle oluşum başladı.Uzaklaşan karasal levhalar arasında çökme de görülür.Lut gölünün bulunduğu çanakta su yüzeyi -394metre ve göl tabanı -720 metredir.Buzul çağlarında Ölüdeniz vadisi canlı,verimli,tatlı su gölleriyle kaplı yeşil vadi idi.Ölüdeniz fayı bitki örtüsünden yoksun ve üzerinde yerleşim alanları az olduğu için rahatça gözlenebilmektedir.

Afar çukuru da Kızıldenizin güneyindeki Cibuti’dedir.Deniz seviyesinden 120 metre aşağıda bulunan Afar,Kızıldenizden koparak ayrılmıştır,kalın tuz tortularıyla kaplıdır.1978 de volkanik etkinlikte Afrika-Arabistan levhalarının arası bir günde 120 cm açılmıştır.Kızıldeniz tabanındaki riftden çıkan mağma da deniz tabanında donup kalmaktadır.

Biribirine yakınlaşan levhalarda ağır olan denizel levha karasal levhanın altına dalarak mantoya batar.Mantonun dalma-batma bölgesinde hacim ve basınç artar.Yanardağlar bu bölgelerde etkindir.Pasifik Okyunusu çevresinde sıralanan yüzlerce volkan “”ateş çemberi”” olarak adlandırılır.Dalma-batma alanlarında denizaltı çukurları oluşur.Dünyanın derin çukurları,Pasifik levhasının Avrasya levhasının altına daldığı batı Pasifik kıyılarında sıralanmıştır.Dünyanın en derin çukuru olan Mariana-Guam (11034 metre derinlikte), Pasifik levhasının Filipinler levhası altına daldığı alanda oluşmuştur.Biribirine yakınlaşan karasal levhalarda kırlma,yükselme,dağ oluşumları görülür.Hindistan levhası güney Asyaya çarparak Himalayalar ve Tibet platosunu oluşturmuştur.Kuzeye hereket devam ettikçe yörede depremler var olmaktadır.Everest’in 8848 m olarak ifade edilen yüksekliği son ölçümlerde 8850 metre olmuş yani Everest de yükselmeye devam etmektedir.Avrasya ve Afrika levhalarının arasındaki sınır Akdeniz içinden İstanbul boğazına kadar uzanır.Bu sınır boyunca Akdeniz çanağı daralmaktadır.Dalma-batma ve çarpışma alanlarında derin odaklı depremler oluşur.Volkanik etkinlikler de dalma-batma ve rift -yarık alanlarda ortaya çıkar.

Yanal hareketli-transform faylar daha çok depremlere neden olur.Volkanik etkinlik görülmez.Bizim KAF da yanal hareketli faylardandır.Fay boyunca Anadolu Bloku batıya kayarken fayın kuzeyindeki Avrasya levhası doğuyu kaymaktadır.Fayın kuzey ve güneyindeki şehirler biribirinden uzaklaşmaktadır.Yanal hareketli faylardan biri da Kaliforniyadaki San Andreas fayıdır

Güney Afrikanın altındaki sıcak bir alanGüney Afrikayı yukarı doğru itmektedir.Yerkürenin erimiş dış çekirdeğinden gelen ısı ağır ağır yükselerek yerkabuğuna baskı yapıyor.Kabuk parçalanıyor,mağma yeryüzüne çıkıyor.Aynı türden bir sıcak bölge de güneybatı Pasifik altında bulunuyor.Deprem dalgaları soğuk ortamda hızlanır,sıcak ortamda yavaşlar.Bundan yola çıkılarak yapılan manto sismik görüntülemesinde iki sıcak sütun hemen fark ediliyor.İki ‘süper sütun’ Ekvatorun iki yanında yer alıyor.Afar bölgesinde sıcak alan yeryüzüne kadar ulaşarak yükselmesine ve volkanik etkinliklere neden oluyor.Levha Tektoniği kavramının içine “”süper sütun”” un da katılması gerektiği belirtiliyor çünkü levha hareketlerinde süper sütunların da önemli rolleri olduğu belirtiliyor.

Levha hareketleri Süper Kıta oluşumuna naden olur.300 Milyon yıl önce süper kıta Pangea vardı.Pangea’nın parçalanmasıyla bugünün kıtaları ortaya çıkmıştır.Süper kıta oluşum ve parçalanmasının 500 milyon yıllık periyotlarla tekrarlandığı ileri sürülüyor.Günümüzden geçmişe doğru varlığı kabul edilen süper kıtalar şunlardır: 1-Pangea 2-Pannotia 3-Rodinia 4-Columbia 5-Konorland 6-Ur
Bugünkü Ural,Appalaş ve Kaledonyen kuşakları Pangeada vardı ve daha önceki parçalı dönemde deniz tabanlarıydı,birleşme sırasında sıkışıp arada kaynak oluşturan denizel alanlardır.

Dünya iç ısısını, milyarlarca yıl sonra kaybettiğinde :
1-Yeryüzünün suları yüzeyden derine doğru donacak
2-Atmosfer gazları önce sıvılaşıp sonra donacak.
3-Litosfer kalınlaşıp levhalar biribirine kaynayacak
4-Tektonik hareket,deprem,volkan,kaplıca olmayacak
5-Dış çekirdek katılaşacak elektrik üretmeyecek
6-Dünyanın manyetik alanı ve kalkanı olmayacak
7-Pusula yön göstermeyecek
8-Aktif Dünya artık olmayacak.
Not:Bilim ve Teknik Dergilerinden yararlanılmıştır.

Ahmet Aydoğmuş
Yunuskent Anadolu Lisesi
Coğrafya Öğretmeni
KARAMAN

Kaynak: http://www.cografya.biz

Levha tektoniği slayt indir

Posted in Ülkeler Coğrafyası, Bölgeler Coğrafyası, Beşeri Coğrafya, Fiziki Coğrafya, Harita Bilgisi, Klimatoloji, Kıtalar Coğrafyası, Lise 1 Dersleri, Lise 2 Dersleri, Lise 3 Dersleri, Lise 4 Dersleri | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Leave a Comment »